Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 443
(1-445)
Başka bir âyet: (Hacc Sûresi âyet: 38) « şeddeler sayılsa ve meddeler sayılmazsa, - deki "vav"
dahi meddedir- makam-ı Cifrîsi ve Ebcedîsi binüçyüz altmışiki (1362) eder ki, tam tamına bu senenin aynı tarihine ve bizim mü'min kardeşlerimizi müdafaaya azmettiğimiz zamana, hem mânası, hem makamı tevafuk ediyor. Elhamdülillah dedim, benim müdafaama ihtiyaç bırakmıyor. Sonra hatırıma geldi ki:
"Acaba netice ne olacak?" diye merak ettim.
Gördüm: (**) dedi iki cümle, tenvin sayılmak şartıyla, makam-ı Cifrîsi aynen binüçyüz altmışiki,
(eğer bir medde sayılmazsa, iki; eğer sayılsa, üç eder) tam tamına hıfz-ı İlahiyeye pek çok muhtaç
olduğumuz bu zamanın, bu senenin ve gelecek seninin aynı tarihine tevafuk ederek, bir seneden beri
büyük bir dairede ve geniş bir sahada aleyhimize ihzar edilen dehşetli bir hücum karşısında
mahfuziyetimize te'minat ile teselli veriyor.» (Şuâlar sh: 305)
Görüldüğü vechile 1943 tarihinde, başta Üstad Bediüzzaman olmak üzere, birçok seçkin Nur
Talebelerini imha ve idam plânını yürütmek üzere Denizli hâdisesiyle girişilen harekette, Denizli Hapsi
tecrid koğuşunda bulunan ve herşeyden, muhabereden hattâ müdafaa yapmaktan men'edilen Üstad
Hazretleri, Kur'an'dan mezkûr teselli ve te'minatı bulmuş ve hapisteki talebelerine göndermiştir. Âyetin
teselli ve beşaret işaretinin gösterdiği gibi, hapsin neticesi beraatle ve bütün Nur Risalelerinin iadesiyle
neticelenmiştir.
Ve bir başka âyet de, 1943 yaz aylarında, Denizli hâdisesinin başlatıldığı günlerde, Üstad Hazretleri
henüz Kastamonu'da iken, oranın nezarethanesinde yazmış olduğu bir fıkra da şudur:
Ramazan-ı Şerif'ten bir gün evvel, gizli zındık düşmanlarım tarafından kuvvetli ihtimal verdiğimiz ve
doktorun tasdikıyla bir zehirlenmek hastalığıyla hararetim kırk dereceden geçmeye başlamış iken,
Kastamonu'da Adliye Müddei Umumîleri ve Taharrî Komiserleri menzilimi taharrî etmeye geldiler. Ben o
dakikadan sonra başıma gelen dehşetli taarruzu bir hiss-i kablel-vuku' ile anlayarak ve şiddetli hastalığım dahi ölüme gidiyor diye, Isparta Vilâyetinde kıymettar kardeşlerimin
kucaklarında teslim-i ruh edip o mübarek toprakta defnolmamı kalben niyaz ettim. Hizb-ül Ekber-ül
Kur'anî'yi açtım. Birden bu âyet-i kerime: karşıma çıktı: "Bana bak!" dedi. Ben de baktım, üç kuvvetli
emare ile mâna-yı işarî bana ve bize teselli veriyor. Şimdi başımıza gelen bu musibeti bir cihetle hiçe
indirdi... Ve Isparta'ya mevkufen beşinci nefyimi o kalbî duamın kabul olmasına delil eyledi.
Birinci Emare (şeddeler sayılır) hesab-ı Ebcedî ile 1362, bu senenin Arabî aynı tarihine tevafuk edip,
mânasıyla der: "Sabreyle! Başına gelen kazâ-yı Rabbanî'ye teslim ol. Sen inayet gözü altındasın. Merak
etme! Gecelerde tesbihat ve tahmidata devam eyle!..» (Os. Siracünnur sh: 219)
Hazret-i Üstad'ın bu mektubunun kalan iki emareler ile tahlil kısmını buraya yazmaya gerek görmedik.
Âyetin teselli ve te'minatı, Denizli Hapis hâdisesinin başlangıcında ve hapsin içinde çok mevzu' olmuş ve
hattâ Hazret-i Üstad Kastamonu'dan alınıp götürülürken, yolda otobüsün içinde, İnebolu'lu Ziya Dilek'in
şehadetiyle, Hazret-i Üstad bu âyetin teselli ve müjdesini hapisteki talebelerine kendisiyle göndermesi gibi hâller ile, Üstad'ın bu âyetin kudsî mâna ve tesellisiyle hâdisenin başlamasından evvel de meşgul
olduğunu göstermektedir. "Mufassal Tarihçe" kitabındaki ilgili yerde bu hâdise teferruatıyla
kaydedilmiştir.
Hadîslerin işaretlerinden:
Risale-i Nur'da hadîs-i şeriflerin işaretleri, âyetlere niseten azdırlar. Büyük edip ve âlim olan Ahmed
Feyzi Efendi "Mâidet-ül Kur'an" eserinde ondört kadar hadîslerin işarî mânalarını bulmuş ve Hazret-i
Üstad tarafından bu eser tashih ve kabul görmüş olmakla beraber, bizzat Hazret-i Üstad'ın kaydettiği
hadîs-i şeriflerin işaretleri ise, az miktardadır. Bunun hikmeti ise, herhalde hadîs-i şeriflerin lafızlarında
aynı mâna, fakat değişik tarz lafızlarla bulunabildiğindendir. Çünki Cifir ve Ebced hesabı, harfleri nazara
alır. Bununla beraber bu makamda, üst tarafta kaydettiğimiz bir-iki hadîs-i şerife ve Ahmed Feyzi
Efendi'nin "Mâide-ül Kur'an" eserinde yer alan hadîslere atfen ve iktifaen kısa kesiyoruz.
Hazret-i Ali'nin kasidelerinden alınmış kerametli işaretler:
İmam-ı Ali'nin (R.A.) üç adet kerametlerini kaydedip ispat eden üç tane Risalelerin içindeki pek çok
gaybî ve beşaretli işaretlerinden sadece bir kaç nümûne alıyoruz:
____________________________________
(*) Şura Sûresi âyet: 6
(**) Ra'd Sûresi âyet: 31
Ses Yok