Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 398
(1-445)
HAZRET-İ ÜSTAD'IN HÂL VE TAVIRLARINA UYGUN GELEN BAZI
HADÎS-İ ŞERİFLER
Nur Risalelerinde kayıtlı hadîs-i şeriflerden başka, bir de Hazret-i Üstad'ın hususî bazı sohbetlerinde
müşahede edilen, hareket, hâl ve etvarında hadîs-i şeriflere ve sünnet-i seniyyeye muvafık gelen
nümûnelik bir kaç hâdisenin ve onlara bakan ve uyan bazı hadîs-i şeriflerin burada kaydedilip me'hazleri
verilmesi uygun görüldü.
Evet, Hazret-i Üstad Bediüzzaman'ın hayatında, her fiil ve hareket ve tavırları daima sünnet-i
seniyyeye uygun şekilde cereyan etmiştir. Bu davanın şâhidleri ise, yazdığı risalelerinde açıkça görüldüğü
gibi; onu ziyaret etmiş, talebelik yapmış veya yanında bulunmuş yüzlerce insanın, bunların içinde de
bilhassa ilim ehli bazı zâtların şehadet ve tasdikleridir. Bediüzzaman'ın, sünnet-i seniyye üzere olan bütün
hâl ve etvarı, hareket ve sekenatı gayet fıtrî tarzdadır. Yani başkaların takliden olmamıştır.
Evet o, bütün hayatında sünnet-i seniyyede herşeyini tevfik etmek; en korkulu, en dehşetli ve en kritik
anlarda bile onun en büyük gayesi olmuştur. Onun bu samimî niyet ve hâlisane isteyişinden olsa gerektir
ki; ihtiyarı hâricinde başına gelen bazı hâdiseler dahi hep sünnet-i seniyyelerin içinden; şartlara bağlı olan iki sünnet bundan hâriçtir. Bu sünnetlerden birisi: Evlenmek. Diğeri de: Sakal bırakmak...
Evlenmek Sünneti: Yani sünnet-i seniyye âdâbı dâhilinde evlenmek, içtimaî ve fıtrî olan bir İslamî ve
insanî âdettir. Müslümanlık nokta-i nazarından ise, bazı şartlara bağlıdır. Bu şartlar da, şeriat kitaplarında
yazılıdır. Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) bütün sünnetlerine karşı olduğu gibi, fıtrî olan evlenme sünnetini de,
Hazret-i Üstad Risalelerinde bazen tergib makamının mübalâğa sigası icabı, büyük teşviklerde
bulunmuştur.
Sünnet-i seniyyeden olan evlenme hususunda vârid olmuş hadîslerdeki emirleri ise, vücûbî emir
olmayıp, istihhabî sünnet emirleri olduğu müçtehidîn-i İslâmiyece hüküm ve karara bağlanmıştır. Elbette
iffet ve nezahet içinde kalmak şartıyla ve cihad ve hizmet-i diniye niyetiyle hiç evlenmiyen kimseler,
sünnet-i seniyyeye zıd bir hareketi işlemiş sayılmadıkları gibi, bil'akis tam ona uymuş ve ona hizmet etmiş olurlar.
Hem, evlenme denince; eğer -affedilsin- bir çeşit hayvanî ve şehvanî muamele murad ediliyorsa; bu
takdirde o iş, hayvanlarda da ve hayvan gibi yaşayan insanlar olan gâvurlarda da ve her şey ve herkeste de fıtrî olarak mevcuttur. O halde bu evlenme denilen muamelenin İslâm dininde sünnet cihetleri olacaktır. O ise, Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) hayatında yaşadığı tarz ve ayrıca onun usûl ve kaidelerini vaz'ettiği şekildir. İşte bu evlenme denilen fıtrî muamelenin sünnet cihetleridir. Yoksa az yukarıda arzettiğimiz gibi, sadece "Evlenmek sünnettir"
diyenleri ve bunu dillerine dolayıp ta, büyük İslâm mücahidlerini gıybet edenlerin nasıl bir derekede
bulundukları mâlum olur.
Hem evlilik hayatında, aile hayatında, evlâd terbiyesinde ve hülâsa olarak fıtrî olan o kanunun içine
girdikten sonra, bütün hayatı boyunca buna müteâllik sünnet-i seniyyelerin icabâtını yerine getirmekle, o
sünnete o zaman tam uyulmuş olur denilir... Eğer bunlar yerine getirilemiyorsa, elbette o zaman
evlilikteki sünnet dahi tam yerine gelmiş olmaz ve nâkıs olarak o sünnet işlenmiş olur demektir.
Sakal Mes'elesi: Bu da evlenme sünnetine yakın bir keyfiyettedir ve insanlığın fıtratında mevcut bir
iştir. Bu sünnetin bilhassa eski zamandanberi, Arap kavminde cârî olmuş olan o fıtrî durumu, Resul-i
Ekrem (A.S.M.) onu en ahsen bir tarza ve en güzel bir şekle koymuştur. Yani, bu sakal bırakmanın da,
evlenmenin fıtrî âdeti gibi, insana yaraşır en güzel bir şekle getirilmesine âmil olmuştur. Sakalın
bakımını, temizliğini, kokulanma ve taranması ve sairesini, Resulullah (A.S.M.) Efendimiz bizzat yaptığı
ve gösterdiği gibi; ayrıca da ondan daha mühimmi olan, bıyıkların muhafaza edilmesini; yani ağıza
sarkmamasını da ehemmiyetle emretmiştir. Sakala ait olan sünnetleri olduğu gibi ve beraberce tam yerine getirilmediği zaman, sadece bir kılları uzatıvermekten öteye geçmiyen bir şey olur ve hâkeza...
Evlenme ve sakal mes'eleleri ve hadîslerdeki me'hazleri ve bunlara dair Üstad Bediüzzaman
Hazretlerinin bazı izahları, bu kitabın 978, 979 ve 944 numaralı bölümlerinde geçmiştir. Oralara
bakılabilir.
Şimdi sadedimize dönüyoruz: Bediüzzaman Hazretleri'nin bizatihî sünnet olan pek ço ef'âl, harekât,
etvar ve muamelâtından binde bir nisbetinde gibi nümûnelik bir kaç örnek vermek istiyoruz. Bunları üç
bölüme ayırıp A ve B ve C başlıkları altında vereceğiz. Kaydedeceğiz nümûneler mesabesindeki
maddelerin bazıları, Risale-i Nur Talebeleri onları Hazret-i Üstad'dan ya şifahen dinlemiş veya bizzat
görmüşlerdir. Diğer bazıları ise, Risale-i Nur'un içinde sarihan görünmiyenlerdir. Amma onları Hazret-i
Üstad'dan duyan ve dinleyen veya gören şâhidleri, râvileri ve nâkilleri vardır.
Bu nümûnelik maddelerin kayıdları da, kitapta buraya kadar sıra numarasıyla devam edegelen
hadîslerin devamında yazılacaktır.
Ses Yok