Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 399
(1-445)
A- ÖRNEKLERİ
1028/1- Hazret-i Üstad'ın attan düşüp incinmesi ve bir müddet namazlarını çok zahmet içinde kılması
hâdisesidir.
Risalede yeri: Kastamonu Lâhikası sh: 256, bizzat Üstad'ın ifadeleriyle:
«Bugün dört saat evvel ben yalnız, Karadağ'ın hâlî ormanları içinde idim. Gayet titiz bir ata
binmiştim. Ben binerken birden dizgin kayışı koptu. O da fena ürktü, ma'reke takıldı. Beni öyle fena bir
tarzda çiftelerle yere düşürdü. Ben o halde sol elim ve sol ayağım kırılmış gibi ihtimal verdiğim gibi,
vaziyet de öyle gösteriyordu.... Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ediyorum, el ayağım kırılmamış, çok ziyade
incinmiş iken yine şemsiye ile yürüyebildim.»
Hadîslerde aynı duruma benzer, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın da attan düşüp incinmesi
hakkındaki bazı hadîs ve me'hazleri:
Sahih-i Buharî 1/187-188 ve 2/59; Cem'-ül Fevaid 1/247; Müsned-i Ahmed 3/110; El-Kâmil Fid
Duafa' - İbn-i Ady 2/749 ve 7/2201
Zabıt şekli: Sahih-i Buharî'nin hadîsi:
Meâli: Enes bin Mâlik'ten rivayet, demiş ki: Resul-i Ekrem (A.S.M.) bir ata bindi ve o attan düşerek
sağ yanı çok incindi. Veyahut: Resulullah (A.S.M.) bindiği bir attan yere düştü ve çok incindi... Namazda
bize oturarak imamlık yaptı. Biz de kendisiyle birlikte oturarak namazlarımızı kıldık...(¹)
1029/2- Eğer Gavs-ı Geylanî de gelse, beni bırakıp gitseniz, hakikî Nur Talebesi olamazsınız -meâlen-.
Bu mes'ele Hazret-i Üstad'ın yazılı ifadeleriyle sabit olduğu gibi, aynı emirlerini şifahî şeklide O'ndan
dinlemiş Nur Talebelerinden ve Üstad'ın hususî hizmetkârlarından merhum Muhammed Feyzi Efendi ve
Mustafa Sungur'un beyan ve rivayetleriyle de gelmiş ve daha biraz izahlı ve şerhlidir.
Risalede yeri: Kastamonu Lâhikası sh: 83/84
Risale-i Nur'daki ifade: «Feyzi Kardeşim! Sen Isparta vilâyetindeki kahramanlara benzemek
istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın... Bu şehre bir kutub, bir Gavs-ı A'zam gelse; seni on günde velâyet
derecesine çıkaracağım" dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına
arkadaş olamazsın!.."»
Abdülkadir Badıllı Rivayet yoluyla gelen ifade tarzı: "Eğer Gavs-ı Geylanî uçarak bu şehre gelse, sana: "Eğer Risale-i Nur'u bırakıp yanıma gelsen, seni on günde kutbiyyet derecesine çıkaracağım" dese.. ve sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, hakikî Nur Talebesi olamazsın..."
Hadîslerde, Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) kendi Ashabına söyledi ve fakat biraz tehditli ve ağır sözleri
ise, meâlen şöyledir: "Eğer Musa (A.S.) veyahut Yusuf (A.S.) şimdi dirilip gelseler; siz beni bırakıp onlara
gitseniz, doğru yolu seçmiş olamazsınız. Belki dalâlete sapmış olursunuz..."
Hadîs Me'hazleri: (Not: Nakledeceğimiz hadîsler veya hâdise çok meşhurdur. Bir çok hadîs
kitaplarında ayrı ayrı rivayetlerle kaytılıdır. Biz bir nümûne olmak üzere sadece bir me'haz veriyoruz:)
Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - Suyutî 5/148
Zabıt şekli:
Bu hadîs, El-Musannef - San'anî ve El-Câmi' Li-Şuab-il İman - Beyhakî'den nakledilmektedir.
İkinci rivayet:
Bu hadîs-i şerif dahi aynı kaynaklardan ve bir de "El-Küny - Hâkim" ve daha bir çok me'hazlerden
nakil...
Meâli: Az üstte gayet hülâsalı meâli verildiği için, başka bir şey yazmaya gerek duyulmadı.
1030/3- "Kalbine bak, nasıl hükmediyorsa, öyle yap!." Yahut: "Senin kalbini tevkil ediyorum."
(Hazret-i Üstad'ın bu sözü hem yazılı mektuplarında, hem de rivayet yoluyla gelmektedir. Meselâ
Barla Lâhikası sh: 260'da Hulusî Bey'e yazılan mektupta ve aynı tarzda Sungur Ağabey'e de şifahen
söylenmiştir.)
Hadîs-i şeriflerde mutabık gelen me'hazleri: Şerh-üs Siyer-il Kebir - İmam-ı Muhammed 2/5; Ez-Zühd
- İbn-ül Mübarek 1/284 (iki tane hadîs-i şerif); İthaf-üs Sâdet-il Müttakîn - Zebidî 1/664
Zabıt şekli:
Meâli: "Elini göğsüne koy ve kalbinden sor, onu dinle! O ne diyorsa öyel yap!.."
(Bu mes'ele, elbette ki insanların şahsî ve hususî işleri içindir. Yoksa umumî veya farz ve vâcibe
taallûk eden işler ve hususlar için değildir.)
__________________________________________
(¹) Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) attan düştüğü zaman, ömrünün 53'ünden sonra, Medine'de olmuş
olması, Hazret-i Üstad'ın Kastamonu'da attan düşmesi hâdisesi ise, yaşının 59'undan sonraya rastlar.
Resul-i Ekrem'in Medine'deki hayatının; yani 53 ile 63 arasındaki hayatının hangi senesinde olduğu
hakkında kat'î bir bilgimiz olmadığı gibi; Üstad'ın da Kastamonu hayatının 59 ile 67. ömür yılları
arasında hangi senede o hâdise vuku' bulmuş, hakkında da bir mâlumatımız yoktur. Ancak iki rakamın,
yani ömür senelerinin birbirine çok yakın olması noktasından bir galib ihtimal ile; ömürlerinin aynı yılları
içinde vuku' bulmuş olacağına ihtimal verilebilir.
1028/1- Hazret-i Üstad'ın attan düşüp incinmesi ve bir müddet namazlarını çok zahmet içinde kılması
hâdisesidir.
Risalede yeri: Kastamonu Lâhikası sh: 256, bizzat Üstad'ın ifadeleriyle:
«Bugün dört saat evvel ben yalnız, Karadağ'ın hâlî ormanları içinde idim. Gayet titiz bir ata
binmiştim. Ben binerken birden dizgin kayışı koptu. O da fena ürktü, ma'reke takıldı. Beni öyle fena bir
tarzda çiftelerle yere düşürdü. Ben o halde sol elim ve sol ayağım kırılmış gibi ihtimal verdiğim gibi,
vaziyet de öyle gösteriyordu.... Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ediyorum, el ayağım kırılmamış, çok ziyade
incinmiş iken yine şemsiye ile yürüyebildim.»
Hadîslerde aynı duruma benzer, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın da attan düşüp incinmesi
hakkındaki bazı hadîs ve me'hazleri:
Sahih-i Buharî 1/187-188 ve 2/59; Cem'-ül Fevaid 1/247; Müsned-i Ahmed 3/110; El-Kâmil Fid
Duafa' - İbn-i Ady 2/749 ve 7/2201
Zabıt şekli: Sahih-i Buharî'nin hadîsi:
Meâli: Enes bin Mâlik'ten rivayet, demiş ki: Resul-i Ekrem (A.S.M.) bir ata bindi ve o attan düşerek
sağ yanı çok incindi. Veyahut: Resulullah (A.S.M.) bindiği bir attan yere düştü ve çok incindi... Namazda
bize oturarak imamlık yaptı. Biz de kendisiyle birlikte oturarak namazlarımızı kıldık...(¹)
1029/2- Eğer Gavs-ı Geylanî de gelse, beni bırakıp gitseniz, hakikî Nur Talebesi olamazsınız -meâlen-.
Bu mes'ele Hazret-i Üstad'ın yazılı ifadeleriyle sabit olduğu gibi, aynı emirlerini şifahî şeklide O'ndan
dinlemiş Nur Talebelerinden ve Üstad'ın hususî hizmetkârlarından merhum Muhammed Feyzi Efendi ve
Mustafa Sungur'un beyan ve rivayetleriyle de gelmiş ve daha biraz izahlı ve şerhlidir.
Risalede yeri: Kastamonu Lâhikası sh: 83/84
Risale-i Nur'daki ifade: «Feyzi Kardeşim! Sen Isparta vilâyetindeki kahramanlara benzemek
istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın... Bu şehre bir kutub, bir Gavs-ı A'zam gelse; seni on günde velâyet
derecesine çıkaracağım" dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına
arkadaş olamazsın!.."»
Abdülkadir Badıllı Rivayet yoluyla gelen ifade tarzı: "Eğer Gavs-ı Geylanî uçarak bu şehre gelse, sana: "Eğer Risale-i Nur'u bırakıp yanıma gelsen, seni on günde kutbiyyet derecesine çıkaracağım" dese.. ve sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, hakikî Nur Talebesi olamazsın..."
Hadîslerde, Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) kendi Ashabına söyledi ve fakat biraz tehditli ve ağır sözleri
ise, meâlen şöyledir: "Eğer Musa (A.S.) veyahut Yusuf (A.S.) şimdi dirilip gelseler; siz beni bırakıp onlara
gitseniz, doğru yolu seçmiş olamazsınız. Belki dalâlete sapmış olursunuz..."
Hadîs Me'hazleri: (Not: Nakledeceğimiz hadîsler veya hâdise çok meşhurdur. Bir çok hadîs
kitaplarında ayrı ayrı rivayetlerle kaytılıdır. Biz bir nümûne olmak üzere sadece bir me'haz veriyoruz:)
Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - Suyutî 5/148
Zabıt şekli:
Bu hadîs, El-Musannef - San'anî ve El-Câmi' Li-Şuab-il İman - Beyhakî'den nakledilmektedir.
İkinci rivayet:
Bu hadîs-i şerif dahi aynı kaynaklardan ve bir de "El-Küny - Hâkim" ve daha bir çok me'hazlerden
nakil...
Meâli: Az üstte gayet hülâsalı meâli verildiği için, başka bir şey yazmaya gerek duyulmadı.
1030/3- "Kalbine bak, nasıl hükmediyorsa, öyle yap!." Yahut: "Senin kalbini tevkil ediyorum."
(Hazret-i Üstad'ın bu sözü hem yazılı mektuplarında, hem de rivayet yoluyla gelmektedir. Meselâ
Barla Lâhikası sh: 260'da Hulusî Bey'e yazılan mektupta ve aynı tarzda Sungur Ağabey'e de şifahen
söylenmiştir.)
Hadîs-i şeriflerde mutabık gelen me'hazleri: Şerh-üs Siyer-il Kebir - İmam-ı Muhammed 2/5; Ez-Zühd
- İbn-ül Mübarek 1/284 (iki tane hadîs-i şerif); İthaf-üs Sâdet-il Müttakîn - Zebidî 1/664
Zabıt şekli:
Meâli: "Elini göğsüne koy ve kalbinden sor, onu dinle! O ne diyorsa öyel yap!.."
(Bu mes'ele, elbette ki insanların şahsî ve hususî işleri içindir. Yoksa umumî veya farz ve vâcibe
taallûk eden işler ve hususlar için değildir.)
__________________________________________
(¹) Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) attan düştüğü zaman, ömrünün 53'ünden sonra, Medine'de olmuş
olması, Hazret-i Üstad'ın Kastamonu'da attan düşmesi hâdisesi ise, yaşının 59'undan sonraya rastlar.
Resul-i Ekrem'in Medine'deki hayatının; yani 53 ile 63 arasındaki hayatının hangi senesinde olduğu
hakkında kat'î bir bilgimiz olmadığı gibi; Üstad'ın da Kastamonu hayatının 59 ile 67. ömür yılları
arasında hangi senede o hâdise vuku' bulmuş, hakkında da bir mâlumatımız yoktur. Ancak iki rakamın,
yani ömür senelerinin birbirine çok yakın olması noktasından bir galib ihtimal ile; ömürlerinin aynı yılları
içinde vuku' bulmuş olacağına ihtimal verilebilir.
Ses Yok
English
العربية
Pyccĸий
français
Deutsch
Español
italiano
中文
日本語
Қазақ
Кыргыз
o'zbek
azərbaycan
Türkmence
فارسى