Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 400
(1-445)
1031/4- İman ve yakîniyet...
Hazret-i Üstad'ın iman ilmine, yakîniyyetin tesbitine veya yükselmesine verdiği ehemmiyet dünyanın
malûmudur. Bütün hayatını, himmet ve gayretini iman yolunda, imanın tahkik ve tahkiminde sarf eylediğ
dost ve düşmanlarca bahis olduğu gibi; bütün Nur Risaleleri de bu iman ve yakiniyyet mevzuunun şerhi,
tahkiki ve izahıdırlar.
"Acaba Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) hadîslerinde de ve Sahabe ve Tabiînin meslek ve hizmetlerinde de
bu mes'ele ehemmiyetle mevzu-u bahis olmuş mudur? Onlarca da iman ve yakîniyyet mes'elesine
ehemmiyet verilmiş midir?" diye ufak bir araştırma yaptım. Bulduğumuz bir çok hadîs ve eserlerden bir
kaçını nümûne için kaydediyoruz.
Hadîs Me'hazleri: (Bu mevzu 793 ve 988/8 no.lu bölümlerinde verilmiş me'hazlerdeki hadîsler, aynı
zamanda buranın da me'hazleri olabilirler.)
Ez-Zühd - İbn-ül Mübarek 1/196 ve 439; Müsned-ül Firdevs 4/94; Feyz-ül Kadir hadîs no: 7795;
Mecma-uz Zevaid 1/170; Tarih-ül Kebir - Buharî 5/264; yine Müsned-ül Firdevs 5/538; Züher-ül Firdevs
İbn-i Hacer 4/432; Cem'-ül Cevami' - Suyutî 1/1004; Kenz-ül Ummal 9/437; yine Kenz-ül Ummal 3/437;
İhya-u Ulûm-id Din 1/72; Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 4/277; El-Feth-ür Rabbanî Şerh-i Müsned 1/54
Zabıt şekilleri:
Meâli: "Âgâh olunuz ki! Dünyada insanlara verilmiş ni'metlerden, yakîn ve âfiyetten daha hayırlı bir
şey yoktur." Âfiyetten murad, herhalde manevî hastalıklardan; yani şüphe, vesvese ve günahlardan sâlim
olmak demektir.
Başka bir hadîs:
Meâli: "Kim ki vefat edip Allah'ına kavuştuğu zaman, ona herhangi bir şeyde şirk koşmamışsa, onun
sair günahları ona fazla zarar vermez. Ve her kim vefat eder, Allah'a şirk koşmuş olarak mülâki olursa;
onun ne kadar haseneleri olsa da, ona fayda vermiyeceklerdir."
Başka bir hadîs-i şerif: ...
Meâli: Resul-i Ekrem (A.S.M.) ferman etmiştir ki: "Ümmetim için en çok korktuğum şey, yakîn ve
iman zaafiyetidir."
Başka bir hadîs: ...
Meâli: "Yakîn ne demektir? Yakîn, imanın tamamı ve kemalidir." Bu hadîsi İhya-u Ulûm-id Din
naklettiği gibi; Hâfız Irakî demiş ki: "Bu hadîsi, Beyhakî Ez-Zühd kitabından ve Hatib-i Bağdadî meşhur
tarihinde, İbn-i Mes'ud'dan (R.A.) güzel bir senedle tahric etmişlerdir.
Başka bir hadîs: ...
Bu hadîs Mu'cem-üt Taberanî El-Kebir 24/791-793'dedir.
Meâli: "Amellerin en efdali, iman-ı billahtır. Yani Allah'a imandır."
Başka bir hadîs: Resul-i Ekrem'in meşhur dualarından olan şu:
Meâli: "Ey Allah'ım! Bana öyle bir iman ve yakîn ver ki; artık küfürle hiç bir sûretle karşılaşmasın
veya onunla neticelenmiş olmasın." Bu hadîs, Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 1/583'dedir.
Sahabe ve Tabiînin iman ve yakîn hakkındaki kanaatları:
Hazret-i İmam-ı Ali (R.A.) demiş: (Emsal-i Hazret-i Ali sh: 16)
Meâli: "Marifet-i İlâhiyeden bir tek kokucuk dahi, çok olan amellerden hayırlıdır."
Üst taraftaki, yani Mu'cem-üt Taberanî'nin son me'hazindeki hadîs-i şerif münasebetiyle Hazret-i
İmam-ı Hasan (R.A.) da şöyle demiş:
Meâli: "Evet, Allah ve O'nun Resûlü çok doğru söylemişler. Zira, ancak yakîn ile Cehennem'den
kaçınılabilir.. ve yine ancak yakîn ve iman ile Cennet'e tam tâlib olunabilir.. ve yine ancak yakîn ile belâ
ve musibetlere karşı sabredilebilir.. ve yine ancak yakîn ile Allah'ın emirleri olan farzlar eda edilebilir."
Hazret-i Lokman'dan gelmiş bir haberde ise; oğluna karşı söylediği sözler ve ettiği vasiyetler içinde şöyle demiş: "Ey oğlum! Amel, ancak yakîn ile yapılabilir. Kişi ancak iman ve yakînin derecesine göre hayırlı ameller işliyebilir." (İhtaf-üs Sâdet-il Müttakîn - Zebidî 1/675)
Yahya bin Muaz (R.A.) iman ve yakîni kastederek şöyle demiştir: "Tevhid için bir Nur, şirk için de
yakıcı bir nâr vardır. Tevhidin nuru; muvahhidlerin seyyiatını temizler. Müşriklerin dünyadaki bazı
iyilikleri olan amellerini de, temizlemek için yakar kül eder..." (İhtaf-üs Sâdet-il Müttakîn 1/665)
Ve daha bu mes'elede, yani iman ve yakîniyet hususundaki, sahabe ve selef-i salihînin tutumları
hakkındaki geniş malumat için İhya-u Ulûm-id Din'in birinci cildine ve onun şerhi olan İthaf-üs Sâdet-il
Müttakîn 1/668-685 kısımlarına ve daha bunlar gibi Kût-ul Kulûb gibi eserlere bakılabilir.
1032/5- "Ben küfrün bel kemiğini kırdım... Veya küfrün bel kemiğini kırmışım..." (Bediüzzaman)
Üstad Bediüzzaman Hazretleri -bilhassa ömrünün son yıllarında ve hâsseten son senesinde- birçok
talebe ve hizmetkârlarına; meselâ bunlardan Zübeyr, Bayram ve Abdullah ve Hüsnü gibi ağabeylere (bu
zâtlardan bizzat kendim duymuşum) müteaddit def'alar: "Kardeşlerim, merak etmeyiniz! Küfür ölmüştür.
Ben küfrün bel kemiğini kırmışım." demiştir.
Hazret-i Üstad'ın iman ilmine, yakîniyyetin tesbitine veya yükselmesine verdiği ehemmiyet dünyanın
malûmudur. Bütün hayatını, himmet ve gayretini iman yolunda, imanın tahkik ve tahkiminde sarf eylediğ
dost ve düşmanlarca bahis olduğu gibi; bütün Nur Risaleleri de bu iman ve yakiniyyet mevzuunun şerhi,
tahkiki ve izahıdırlar.
"Acaba Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) hadîslerinde de ve Sahabe ve Tabiînin meslek ve hizmetlerinde de
bu mes'ele ehemmiyetle mevzu-u bahis olmuş mudur? Onlarca da iman ve yakîniyyet mes'elesine
ehemmiyet verilmiş midir?" diye ufak bir araştırma yaptım. Bulduğumuz bir çok hadîs ve eserlerden bir
kaçını nümûne için kaydediyoruz.
Hadîs Me'hazleri: (Bu mevzu 793 ve 988/8 no.lu bölümlerinde verilmiş me'hazlerdeki hadîsler, aynı
zamanda buranın da me'hazleri olabilirler.)
Ez-Zühd - İbn-ül Mübarek 1/196 ve 439; Müsned-ül Firdevs 4/94; Feyz-ül Kadir hadîs no: 7795;
Mecma-uz Zevaid 1/170; Tarih-ül Kebir - Buharî 5/264; yine Müsned-ül Firdevs 5/538; Züher-ül Firdevs
İbn-i Hacer 4/432; Cem'-ül Cevami' - Suyutî 1/1004; Kenz-ül Ummal 9/437; yine Kenz-ül Ummal 3/437;
İhya-u Ulûm-id Din 1/72; Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 4/277; El-Feth-ür Rabbanî Şerh-i Müsned 1/54
Zabıt şekilleri:
Meâli: "Âgâh olunuz ki! Dünyada insanlara verilmiş ni'metlerden, yakîn ve âfiyetten daha hayırlı bir
şey yoktur." Âfiyetten murad, herhalde manevî hastalıklardan; yani şüphe, vesvese ve günahlardan sâlim
olmak demektir.
Başka bir hadîs:
Meâli: "Kim ki vefat edip Allah'ına kavuştuğu zaman, ona herhangi bir şeyde şirk koşmamışsa, onun
sair günahları ona fazla zarar vermez. Ve her kim vefat eder, Allah'a şirk koşmuş olarak mülâki olursa;
onun ne kadar haseneleri olsa da, ona fayda vermiyeceklerdir."
Başka bir hadîs-i şerif: ...
Meâli: Resul-i Ekrem (A.S.M.) ferman etmiştir ki: "Ümmetim için en çok korktuğum şey, yakîn ve
iman zaafiyetidir."
Başka bir hadîs: ...
Meâli: "Yakîn ne demektir? Yakîn, imanın tamamı ve kemalidir." Bu hadîsi İhya-u Ulûm-id Din
naklettiği gibi; Hâfız Irakî demiş ki: "Bu hadîsi, Beyhakî Ez-Zühd kitabından ve Hatib-i Bağdadî meşhur
tarihinde, İbn-i Mes'ud'dan (R.A.) güzel bir senedle tahric etmişlerdir.
Başka bir hadîs: ...
Bu hadîs Mu'cem-üt Taberanî El-Kebir 24/791-793'dedir.
Meâli: "Amellerin en efdali, iman-ı billahtır. Yani Allah'a imandır."
Başka bir hadîs: Resul-i Ekrem'in meşhur dualarından olan şu:
Meâli: "Ey Allah'ım! Bana öyle bir iman ve yakîn ver ki; artık küfürle hiç bir sûretle karşılaşmasın
veya onunla neticelenmiş olmasın." Bu hadîs, Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 1/583'dedir.
Sahabe ve Tabiînin iman ve yakîn hakkındaki kanaatları:
Hazret-i İmam-ı Ali (R.A.) demiş: (Emsal-i Hazret-i Ali sh: 16)
Meâli: "Marifet-i İlâhiyeden bir tek kokucuk dahi, çok olan amellerden hayırlıdır."
Üst taraftaki, yani Mu'cem-üt Taberanî'nin son me'hazindeki hadîs-i şerif münasebetiyle Hazret-i
İmam-ı Hasan (R.A.) da şöyle demiş:
Meâli: "Evet, Allah ve O'nun Resûlü çok doğru söylemişler. Zira, ancak yakîn ile Cehennem'den
kaçınılabilir.. ve yine ancak yakîn ve iman ile Cennet'e tam tâlib olunabilir.. ve yine ancak yakîn ile belâ
ve musibetlere karşı sabredilebilir.. ve yine ancak yakîn ile Allah'ın emirleri olan farzlar eda edilebilir."
Hazret-i Lokman'dan gelmiş bir haberde ise; oğluna karşı söylediği sözler ve ettiği vasiyetler içinde şöyle demiş: "Ey oğlum! Amel, ancak yakîn ile yapılabilir. Kişi ancak iman ve yakînin derecesine göre hayırlı ameller işliyebilir." (İhtaf-üs Sâdet-il Müttakîn - Zebidî 1/675)
Yahya bin Muaz (R.A.) iman ve yakîni kastederek şöyle demiştir: "Tevhid için bir Nur, şirk için de
yakıcı bir nâr vardır. Tevhidin nuru; muvahhidlerin seyyiatını temizler. Müşriklerin dünyadaki bazı
iyilikleri olan amellerini de, temizlemek için yakar kül eder..." (İhtaf-üs Sâdet-il Müttakîn 1/665)
Ve daha bu mes'elede, yani iman ve yakîniyet hususundaki, sahabe ve selef-i salihînin tutumları
hakkındaki geniş malumat için İhya-u Ulûm-id Din'in birinci cildine ve onun şerhi olan İthaf-üs Sâdet-il
Müttakîn 1/668-685 kısımlarına ve daha bunlar gibi Kût-ul Kulûb gibi eserlere bakılabilir.
1032/5- "Ben küfrün bel kemiğini kırdım... Veya küfrün bel kemiğini kırmışım..." (Bediüzzaman)
Üstad Bediüzzaman Hazretleri -bilhassa ömrünün son yıllarında ve hâsseten son senesinde- birçok
talebe ve hizmetkârlarına; meselâ bunlardan Zübeyr, Bayram ve Abdullah ve Hüsnü gibi ağabeylere (bu
zâtlardan bizzat kendim duymuşum) müteaddit def'alar: "Kardeşlerim, merak etmeyiniz! Küfür ölmüştür.
Ben küfrün bel kemiğini kırmışım." demiştir.
Ses Yok
English
العربية
Pyccĸий
français
Deutsch
Español
italiano
中文
日本語
Қазақ
Кыргыз
o'zbek
azərbaycan
Türkmence
فارسى