Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 372
(1-445)
867- «Hevesat-ı nefsaniye ile erkeklerin karılaşması, karıların hayâsızlıkla erkekleşmesine sebebdir.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 149; keza aynı mevzu Lemaat eserinde de mevcuttur.
Me'hazler: Ez-Zevacir - İmam-ı Sübkî 2/229; Kitab-ül Kebir - İmam-ı Zebehî sh: 134; Feth-ül Barî
Şerh-i Buharî 10/332; Ebu Davud 4/61; Tirmizî 5/105; İbn-i Mace 1/614; Ed-Duafa'-ul Kebir - Akilî
2/232; Mu'cem-üt Taberanî El-Evsat 2/1458
Zabıt şekli:
Meâli: Sahabî celil Hazret-i İbn-i Abbas rivayet ediyor: Resulullah ferman etmiş ki: "Dört sınıf veya
dört çeşit ahlâk sahibleri, Allah'ın gazabı içinde sabahlar ve onun kahrı içinde akşamlarlar." Ben sordum:
"Onlar kimlerdir yâ Resulallah?" Ferman etti ki: "Kadınlara benzemeye çalışan erkekler ve erkeklere
kendini benzeten kadınlar..." (Ve hadîsteki diğer üç maddeler...)
868- Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 150
Me'hazler: Sahih-i Müslim 4/2237; Sahih-i İbn-i Hibban 8/506; Şerh-üs Sünne - Begavî 13/144; Cem'
ül Fevaid 2/700; El-Feth-ül Kebir 1/121 ve 137 İbn-i Hanbel ve Daremî'den nakil; Kenz-ül Ummal 3/559;
Müsned Ebu Davud-u Tayalisî 1/36
Zabıt şekli: Sahih-i Müslim'in hadîsi:
Meâli: Bir adam dese ki: "İnsanlar helâk oldu, insanlar battı." İşte asıl insanları helâk eden onlardır."
869- «Takarrur etmiş usûldendir; akıl ve nakil taâruz ettikleri vakitte, akıl asıl i'tibar ve nakil te'vil
olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 163; Muhakemat sh: 12
Me'hazler: Bu bir hadîs değil, usûl kaidesidir. Amma kaide ise, mâlum olduğu üzere âyet ve hadîslerin
mânalarından alınır.
Edeb-üd Dünya Ve-d Din sh: 35; Bâb-ı Edeb-üd Din bölümünde bu kaide çok güzel izah edilmiştir.
Oraya müracaat edilebilir.
870- Sadîk-ı ahmak, adüvv-ü dinden daha muzırdır. Ve «Ey sâdık ahmak ıtlakına mâsadak ülema-is
sû!..»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 180; Muhakemat sh: 34; Mektubat sh: 439
Me'hazler: Ed-Dürer-ül Müntesire - Suyutî sh: 117 İmam-ı Veki'nin "El-Gurer" kitabında, Süfyan-ı
Sevrî Ebu Hazim'den nakletmiş...
Zabıt şekli:
Meâli: "Sıddık ve doğru, fakat ahmak olanlar, akıllı düşmanlardan daha zararlıdır."
871- (Yani, küre-i arzın yuvarlak olduğuna, cumhur-u ülemanın ittifakı vardır.)
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 198; Muhakemat sh: 56; Arabî Saykal-ül İslâm sh: 33 ve Risale-i
Nur'un Afyon Hapsi mektubları, sair yerlerinde de aynı mânalar vardır.
Me'hazler: (Not: Hazret-i Üstad'ın ifadesinden de anlaşıldığı üzere bu hüküm, bir hadîsin öz metni
olarak değil, İslâm âlimleri ve muhakkikleri tarafından kat'î hükme varılmış bir sözleridir. Biz de bu
noktadan bazı me'hazler vermeye çalışacağız.)
Filhakika, İslâm muhakkikleri tarafından 1200 sene evvelinden beri bu mes'ele tahkik edilmiş ve âyet
ve hadîslerin mânalarından iztifaza ile, dünyanın yuvarlaklığına deliller getirilerek ispat edilmiştir.
Meselâ: İslâm muhakkiklerinden, Hicrî 456 yılında vefat eden Endülüslü meşhur İbn-i Hazem, El-Fasl
Ve-l Milel Kitabı 2/92'de aynen şöyle demiş: "İmam ismine lâyık olmuş hiç bir İslâm âlimi, küreviyet-i
arzı inkâr etmemiş.. veyahut bunu reddedici tek kelime söyledikleri kaydedilmemiştir."
Daha sonraları İmam-ı Fahreddin-i Razî ve İmam-ı Gazalî gibi pek çok muhakkik zâtlar, aynı yolda
kanaat izhar etmişlerdir.
872- «Seyyid olan değilim, olmayan seyyidim, dese, haram ve günah olduğu...»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 195; Muhakemat sh: 52
Me'hazler: Bu hususta vârid olmuş topluca hadîsleri bir arada görmek isteyenler, İbn-i Hacer-il
Heysemî El-Mekkî'nin Es-Savaik-ul Muhrika eseri sh: 240; ve Şa'ranî'nin Levahik-ul Envar eseri sh: 756
757 aralarına bakabilirler. Bu iki eser gibi, Nur-ul Ebsar ve Zehair-ül Ukba misillü eserlerde de aynı şeyler
yazılıdır. Seyyid olduğu halde ecdadını inkâr ederek: "Ben seyyid değilim!" demekten başka da, herhangi
birisi, nereden olursa olsun ecdadını inkâr etmesi kebahir günahlardandır. Bu husus ayrıca Kitab-ül
Kebair - Zehebî ve Ez-Zevacir - İmam-ı Sübkî gibi eserlerde mevcûd olup büyük kebairler içinde
kayıtlıdır.
873- «Kıble ve Kâ'be öyle bir amûd-u nuranîdir ki; semavatı arşa kadar, zemini ferşe kadar takmış.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 199; Muhakemat sh: 57 (ve ayrıca "Küreviyet-i Arz" mes'elesinin
izahında, aynı mevzu izah edilmiş) Şuâlar sh: 507
Me'hazler: Kâ'be-i Mükerreme ve Kıble hakkında bir çok sahih hadîsler vârid olmuştur ki; göklerde
Beyt-ül Ma'mur isminde ve Arş-ı A'zam'ın alt hizasında yapılmış bir mescid vardır. Her gün yetmiş bin
melâike onu tavaf eder. Yerdeki Kâ'be ve Mescid-ül Haram dahi, gökteki o beytin tam hizasında olarak
yerdedir.
Bu mevzudaki hadîsler, Tûr Sûresi âyet: 4 tefsirinde bir çok hadîsler getirilmiştir. Meselâ: Tefsir-i
İbn-i Kesir 4/210-211; Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - Suyutî 6/117-118 sayfalarına bakılabilir.
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 149; keza aynı mevzu Lemaat eserinde de mevcuttur.
Me'hazler: Ez-Zevacir - İmam-ı Sübkî 2/229; Kitab-ül Kebir - İmam-ı Zebehî sh: 134; Feth-ül Barî
Şerh-i Buharî 10/332; Ebu Davud 4/61; Tirmizî 5/105; İbn-i Mace 1/614; Ed-Duafa'-ul Kebir - Akilî
2/232; Mu'cem-üt Taberanî El-Evsat 2/1458
Zabıt şekli:
Meâli: Sahabî celil Hazret-i İbn-i Abbas rivayet ediyor: Resulullah ferman etmiş ki: "Dört sınıf veya
dört çeşit ahlâk sahibleri, Allah'ın gazabı içinde sabahlar ve onun kahrı içinde akşamlarlar." Ben sordum:
"Onlar kimlerdir yâ Resulallah?" Ferman etti ki: "Kadınlara benzemeye çalışan erkekler ve erkeklere
kendini benzeten kadınlar..." (Ve hadîsteki diğer üç maddeler...)
868- Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 150
Me'hazler: Sahih-i Müslim 4/2237; Sahih-i İbn-i Hibban 8/506; Şerh-üs Sünne - Begavî 13/144; Cem'
ül Fevaid 2/700; El-Feth-ül Kebir 1/121 ve 137 İbn-i Hanbel ve Daremî'den nakil; Kenz-ül Ummal 3/559;
Müsned Ebu Davud-u Tayalisî 1/36
Zabıt şekli: Sahih-i Müslim'in hadîsi:
Meâli: Bir adam dese ki: "İnsanlar helâk oldu, insanlar battı." İşte asıl insanları helâk eden onlardır."
869- «Takarrur etmiş usûldendir; akıl ve nakil taâruz ettikleri vakitte, akıl asıl i'tibar ve nakil te'vil
olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 163; Muhakemat sh: 12
Me'hazler: Bu bir hadîs değil, usûl kaidesidir. Amma kaide ise, mâlum olduğu üzere âyet ve hadîslerin
mânalarından alınır.
Edeb-üd Dünya Ve-d Din sh: 35; Bâb-ı Edeb-üd Din bölümünde bu kaide çok güzel izah edilmiştir.
Oraya müracaat edilebilir.
870- Sadîk-ı ahmak, adüvv-ü dinden daha muzırdır. Ve «Ey sâdık ahmak ıtlakına mâsadak ülema-is
sû!..»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 180; Muhakemat sh: 34; Mektubat sh: 439
Me'hazler: Ed-Dürer-ül Müntesire - Suyutî sh: 117 İmam-ı Veki'nin "El-Gurer" kitabında, Süfyan-ı
Sevrî Ebu Hazim'den nakletmiş...
Zabıt şekli:
Meâli: "Sıddık ve doğru, fakat ahmak olanlar, akıllı düşmanlardan daha zararlıdır."
871- (Yani, küre-i arzın yuvarlak olduğuna, cumhur-u ülemanın ittifakı vardır.)
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 198; Muhakemat sh: 56; Arabî Saykal-ül İslâm sh: 33 ve Risale-i
Nur'un Afyon Hapsi mektubları, sair yerlerinde de aynı mânalar vardır.
Me'hazler: (Not: Hazret-i Üstad'ın ifadesinden de anlaşıldığı üzere bu hüküm, bir hadîsin öz metni
olarak değil, İslâm âlimleri ve muhakkikleri tarafından kat'î hükme varılmış bir sözleridir. Biz de bu
noktadan bazı me'hazler vermeye çalışacağız.)
Filhakika, İslâm muhakkikleri tarafından 1200 sene evvelinden beri bu mes'ele tahkik edilmiş ve âyet
ve hadîslerin mânalarından iztifaza ile, dünyanın yuvarlaklığına deliller getirilerek ispat edilmiştir.
Meselâ: İslâm muhakkiklerinden, Hicrî 456 yılında vefat eden Endülüslü meşhur İbn-i Hazem, El-Fasl
Ve-l Milel Kitabı 2/92'de aynen şöyle demiş: "İmam ismine lâyık olmuş hiç bir İslâm âlimi, küreviyet-i
arzı inkâr etmemiş.. veyahut bunu reddedici tek kelime söyledikleri kaydedilmemiştir."
Daha sonraları İmam-ı Fahreddin-i Razî ve İmam-ı Gazalî gibi pek çok muhakkik zâtlar, aynı yolda
kanaat izhar etmişlerdir.
872- «Seyyid olan değilim, olmayan seyyidim, dese, haram ve günah olduğu...»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 195; Muhakemat sh: 52
Me'hazler: Bu hususta vârid olmuş topluca hadîsleri bir arada görmek isteyenler, İbn-i Hacer-il
Heysemî El-Mekkî'nin Es-Savaik-ul Muhrika eseri sh: 240; ve Şa'ranî'nin Levahik-ul Envar eseri sh: 756
757 aralarına bakabilirler. Bu iki eser gibi, Nur-ul Ebsar ve Zehair-ül Ukba misillü eserlerde de aynı şeyler
yazılıdır. Seyyid olduğu halde ecdadını inkâr ederek: "Ben seyyid değilim!" demekten başka da, herhangi
birisi, nereden olursa olsun ecdadını inkâr etmesi kebahir günahlardandır. Bu husus ayrıca Kitab-ül
Kebair - Zehebî ve Ez-Zevacir - İmam-ı Sübkî gibi eserlerde mevcûd olup büyük kebairler içinde
kayıtlıdır.
873- «Kıble ve Kâ'be öyle bir amûd-u nuranîdir ki; semavatı arşa kadar, zemini ferşe kadar takmış.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 199; Muhakemat sh: 57 (ve ayrıca "Küreviyet-i Arz" mes'elesinin
izahında, aynı mevzu izah edilmiş) Şuâlar sh: 507
Me'hazler: Kâ'be-i Mükerreme ve Kıble hakkında bir çok sahih hadîsler vârid olmuştur ki; göklerde
Beyt-ül Ma'mur isminde ve Arş-ı A'zam'ın alt hizasında yapılmış bir mescid vardır. Her gün yetmiş bin
melâike onu tavaf eder. Yerdeki Kâ'be ve Mescid-ül Haram dahi, gökteki o beytin tam hizasında olarak
yerdedir.
Bu mevzudaki hadîsler, Tûr Sûresi âyet: 4 tefsirinde bir çok hadîsler getirilmiştir. Meselâ: Tefsir-i
İbn-i Kesir 4/210-211; Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - Suyutî 6/117-118 sayfalarına bakılabilir.
Ses Yok
English
العربية
Pyccĸий
français
Deutsch
Español
italiano
中文
日本語
Қазақ
Кыргыз
o'zbek
azərbaycan
Türkmence
فارسى