Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 375
(1-445)
886- « Yani: "Hakikî sürme, yapmacık ve sun'î sürme gibi değildir."»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 273; İşarat-ül İ'caz sh: 106; Muhakemat sh: 145
Me'haz: Bu söz için Hz.Üstad hadîstir dememiş. Ancak
hadîsinin ayrı tarz bir mâna ve ifadesi olarak, ondan iktibasen alınmış teşbihli bir söz gibidir. Belki hadîs
olmayabilir. Bizim mevcud me'haz kitaplarımızda hadîs olarak da bulunamadı. Amma selefin, mezkûr
sahih hadîsten iktibasen almış oldukları hakikatlı sözlerine benziyor.
Üstteki hadîsin me'hazleri, 838 numaralı bölümde verilmiştir.
887- Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 365
Me'hazler: Bu söz, aynı bu metni ile hadîs me'hazlerinde bulunamadı. Hazret-i Üstad da hadîstir
dememiş. Amma herhalde tecrübeyle istinad eden ve aslı yine bazı hadîs-i şeriflerin mânalarına dayanan doğru ve hikmetli bir sözdür. "Anne ve babasının terbiye ve nasihatlarıyla terbiyelenmiyen adam, zaman onu terbiye edecektir." meâlindeki bu sözün ifade ettiği mâna ile, zamanın hâdise ve vakıaları, tokatlarıyla onu yola getirecektir demektir.
Nasılki bu mânanın başka bir şeklini ifade eden selef-i salihînden gelmiş başka bir söz ise şöyledir:
(Keşf-ül Hafâ 2/272) Yani: "Hayır ve iyiliğin ıslah edemediği kimseyi, şer ve kötülük ıslah edecektir."
İmam-ı Ali (R.A.)ın da aynı mânaya yakın iki tane hikmetli sözü vardır:
sözü ile (Müntehab Min Kelâm-i Emir-il Mü'minîn Ali sh: 98)
Meâlleri: "Hayrın ıslah etmediğini, şer onu ıslah eder."
İkinci sözünün meâli ise, aşağı yukarı teşbihli olarak aynıdır.
888- Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 384; Hutbe-i Şamiye sh: 92, 101
Me'hazler: Delâil-ün Nübüvve - Beyhakî 4/379 ve 384; Türkçe Tercüme Buharî 1/20; Ebu Davud
Edeb/119; Müsned-i Ahmed 1/263 ve 6/58
Zabıt şekli: Resul-i Ekrem (A.S.M.) bu cümleyi ekseriye İslâm dinine davet ettiği reis ve meliklere
yazdığı mektuplarında yazdırmıştır. Meselâ: Rum meliki Hirakl'e yazdığı mektubunun başında:
diye yazmıştır. Verilen me'hazlerde, bu nümûne gibi daha bir kaç nümûneyi de vermektedirler.
889- (Dinsiz bir dünyada hayır yoktur.)
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 387; Hutbe-i Şamiye sh: 93
Me'hazler: (Not: Hazret-i Üstad bu söz için hadîstir demediği gibi, me'hazlerde de aynı bu metin ile bir
hadîs-i şerif bulunamadı. Ancak biraz sonra vereceğimiz bazı hadîslerin mânalarından iktibas edilmiş bir
söz olduğu anlaşılıyor.)
Sahih-i Buharî 5/137, Kitab-us Salât 48, Cihad 34; Müsned-i Ahmed 3/37; Künûz-ül Hakaik, Câmi-üs
Sagir'in kenarı 2/165
Zabıt şekli: (Yani, mânalarıyla bu sözü te'kid eden ve ona kaynak olan bazı hadîs-i şerifler:)
Buharî'nin hadîsi: Hendek günü, büyük gayretlerle çalışan sahabelerinin ziyade yorgunluklarını
müşahede eden Resul-i Ekrem (A.S.M.) yahut ve diğer bazı hadîslerde ise; dünyanın ancak din ile,
âhirete bakan amellerle hayırlı olabileceğini ifade ederler.
Meâlleri: "Maişet ve yaşamak ancak âhiretin maişetidir." Yahud da, "Hayır, ancak âhirete bakan
hayırlıdır."
890- «Şeriat dairesinde ulü-l emre itaat farzdır.»
Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 396; Hutbe-i Şamiye sh: 105 ve Tarihçe-i Hayat'ta sh: 666, şapka için
Hazret-i Üstad rahatsız edildiği zaman 1952'de yazmış olduğu mektub
Me'hazler: Bu mes'ele evvelâ Kur'an'ın ... (Nisa Sûresi, âyet: 59) Âyet-i Kerimesi kat'î ve zâhir
şekilde ona baktığı gibi, hadîslerde de izahlar ve bu âyetin tefsiri mahiyetinde ifadeler vardır. Ezcümle:
Sahih-i Müslim 2/1449; Cem'-ül Fevaid 1/448 ve 845; Mişkât-ül Masabih hadîs no: 3696; El
Musannef - San'anî 11/335; Feth-ül Barî Şerh-i Buharî 13/121 ve 122; Mu'cem-üt Taberanî El-Kebir
18/324-551 (bir çok tariklerle aynı
hadîsin ayrı ayrı lafızları ve kelimeleriyle)
Zabıt şekli: yahut ifadeleriyle.
Meâlleri: "Allah'ın masiyetini netice verecek itaat olamaz. Bir mahlûka itaat yolunda, Hâlık'ın
masiyeti irtikâb edilmez."
891- Risalede yeri: Âsâr-ı Bediiye sh: 405 Münazarat kısmı baş tarafı; Saykal-ül İslâm sh: 124
Me'hazler: Müsned-i Ahmed 2/216 ve 3/5; Cem'-ül Fevaid 1/114 ve 798 ve 2/604; Keşf-ül Hafâ
Aclunî 2/68 hadîs no: 1764 Aclunî uzun tahlillerde, bu rivayeti bir kaç Sahabî'den geldiğini kaydetmiş.
Zabıt şekli: Ebu Musa'dan (R.A.) rivayet: "Medine'de Ensar ile Muhacirler arasında; guslüm bir
mes'elesi hakkında ihtilâf vaki' oldu. Ben onlara dedim: "Size şimdi ben gidip şifa verici bir cevab
getireceğim." Ve kalktım, Hazret-i Âişe'ye (R.A.) gittim. İzin istedim, kendisine mes'eleyi sordum... Dedi:
Yani: "Bilene rastgeldin" diyerek, mes'eleyi Resulullah'tan nasıl duymuşsa veya görmüşse, bana nakletti.
Ses Yok