Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 389
(1-445)
954- «Âhirzamanda gelecek olan Hazret-i Mehdî, Âl-i Beyt'ten olacak.»
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 267
Me'hazler: Mehdî ile alâkadar geçmiş bütün me'hazler ve onlarda kaydedilen hadîsler, yüzde doksan
beş nisbetiyle, Hazret-i Mehdî'nin Âl-i Beyt-i Nebevî'den ve bilhassa evlâd-ı Fatıma'dan olacağını ifade
etmişlerdir. Lâkin istisnalı bazı hadîslerde, yine hadîsin hükmüne göre: Âl-i Beytten sayılan Hazret-i
Abbas'ın neslinden Hazret-i Mehdî'nin geleceği hakkında da bazı ifadeler bulunduğu gibi; yine istisnaî
bazı zâtların kanaatlarına göre, Hazret-i Mehdî'nin araptan değil, acemden olacağını söyliyenler de
olmuştur.
Bu mes'elenin me'hazlerini geçmiş kısımlarda kaydedilen hadîs ve me'hazlerine havale edip kesiyoruz.
955- Ümmet-i Muhammediye'nin ömrü bin seneyi geçeceği ve bazı büyük muhakkikler gibi Hazret-i
Üstad'ın da bazı ilhamî keşiflere dayanarak, bu müddetin binbeşyüzü geçeceği hakkında keşif ve ispatları
vardır.Risalede yeri: (Emirdağ-I Mektublarından) Osmanlıca Sikke-i Tasdik sh: 92-93
Me'hazler: El-Havî Lil- Fetavî - Suyutî 2/248; Tefsir-i Ruh-ul Beyan - Burusevî 4/262, 9/263
Zabıt şekli: İmam-ı Celâleddin-i Suyutî "El-Keşf-ü An Mücavezeti Hâzihi-l Ümmeti El-Elfü" isimli bir
Risale te'lif etmiştir. Bu Risale'nin sekiz büyük sahifeleri içerisinde bir çok sahih hadîsleri tahlil ederek;
ümmet-i Muhammediye'nin müddeti binbeşyüz seneyi fazla geçmiyeceğini ispat etmiştir. Kezaİsmail Hakkı Burusevî de, yine bir çok kaynaklardan deliller getirerek, aynı hükmü kaydetmiştir. LâkinHazret-i Bediüzzaman ise, bu mes'eleyi, hususî bir ilham ve keşif neticesinde ve aynı zamanda bir hadîs-işerifin cümlelerinin hem mâna, hem mutabakat, hem cifir ve ebced kaideleriyle görmüş ve ispat etmiştir.
956- «...Himayetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakikî ve daimî ve
manevî çiçekleri seyretmek, daha ziyade sevilir ve iştiyaka lâyıktır.»
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 237; El yazma Emirdağ sh: 338 ve 430
Me'hazler: Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 1/162; El-Feth-ül Kebir 2/25; Feyz-ül Kadir - Menavî
3/234 hadîs no: 3260
Zabıt şekli: ve Meâli: "Yeri ve toprağı güzel tutunuz, iyi muhafaza ediniz! Çünki o sizin annenizdir." Ve: "Bu toprak,onun üstünde kim ne işlerse; hayır olsun, şer olsun, yarın kıyamet gününde bütün bunları o haber
verecektir."
957- Âhirzamanda an'anat-ı İslâmiye zararına çalışacak olan şahıs veya şahıslar...
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 284; Osmanlıca Sikke-i Tasdik sh: 178
Me'hazler: Deccal ve Süfyan ile ilgili olan geçmiş bütün bölümlerde bu hususta kâfi derecede
hadîslerden me'hazler verildiği için, bu mes'eleyi oralara havale ederek başka bir şey kaydetmeye gerek
duyulmadı.
958- Cemaatle kılınan namazın yirmibeş derece fazla sevabı olduğu...
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 281; Afyon Müdafaanamesi gibi yerler...
Me'hazler: Sahih-i Buharî 1/166; Sahih-i Müslim 1/449, 450 ve 451; Şerh-üs Sünne- Begavî 3/339 ve
340 iki tane hadîs ve hem yirmibeş, hem de yirmiyedi derece sevab hakkında...
Zabıt şekli:
Meâli: Abdullah bin Ömer'den (R.A.) rivayet edilmiş, Resul-i Ekrem (A.S.M.) ferman etti ki:
"Cemaatla kılınan namazın sevabı, tek başına kılınan namazın sevabından yirmiyedi derece fazladır."
959- «Türkler hakkında sena-i Peygamberî...»
Risalede yeri: Emirdağ-II sh: 37
Me'hazler: Müsned-i Ahmed 5/462; Mecma-uz Zevaid 5/304; El-Metalib-ül Âliye 4/327; Mu'cem-üt
Taberanî El-Kebir 19/882 ve 883
Zabıt şekli:
Hadîsin râvisi Ma'viyete bin Hudeyc der ki: "Muaviye (R.A.) zamanında, İslâm ordusuyla Türkler
arasında bir harb oldu. Neticede Türklerin mağlub olduğu, onlardan bir çoğunun katledildiği ve bir çok
ganimetler alındığı haberi geldi. Bunun üzerine Hazret-i Muaviye mesrur olmasına bedel, hiddete geldi..
ve ordu kumandanına yazdı ki: "Böylesi bir haberi bana neden yolladın?"
O zaman ben oradaydım, kendisine dedim ki: "Yâ Emir-el Mü'minîn! Neden böyle yapıyorsun?" Dedi
ki: Ben Resulullah'tan (A.S.M.) bizzat işittim ki, diyordu:
Meâli: "Türkler Araplara galib gelecek, hattâ Şahh ve Kaysûm'un bağ ve bahçelerine kadar
ulaşacaklardır. Bunun için ben Türklerle harb edilmesini hoş görmüyorum."
Üstteki hadîsin meâli: "Türklerle bir harb vaki' olduğu vakit; onlar sizi bırakıp gitmek istediklerinde,
siz de onları bırakın. Arkalarına düşmeyin!.."
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 267
Me'hazler: Mehdî ile alâkadar geçmiş bütün me'hazler ve onlarda kaydedilen hadîsler, yüzde doksan
beş nisbetiyle, Hazret-i Mehdî'nin Âl-i Beyt-i Nebevî'den ve bilhassa evlâd-ı Fatıma'dan olacağını ifade
etmişlerdir. Lâkin istisnalı bazı hadîslerde, yine hadîsin hükmüne göre: Âl-i Beytten sayılan Hazret-i
Abbas'ın neslinden Hazret-i Mehdî'nin geleceği hakkında da bazı ifadeler bulunduğu gibi; yine istisnaî
bazı zâtların kanaatlarına göre, Hazret-i Mehdî'nin araptan değil, acemden olacağını söyliyenler de
olmuştur.
Bu mes'elenin me'hazlerini geçmiş kısımlarda kaydedilen hadîs ve me'hazlerine havale edip kesiyoruz.
955- Ümmet-i Muhammediye'nin ömrü bin seneyi geçeceği ve bazı büyük muhakkikler gibi Hazret-i
Üstad'ın da bazı ilhamî keşiflere dayanarak, bu müddetin binbeşyüzü geçeceği hakkında keşif ve ispatları
vardır.Risalede yeri: (Emirdağ-I Mektublarından) Osmanlıca Sikke-i Tasdik sh: 92-93
Me'hazler: El-Havî Lil- Fetavî - Suyutî 2/248; Tefsir-i Ruh-ul Beyan - Burusevî 4/262, 9/263
Zabıt şekli: İmam-ı Celâleddin-i Suyutî "El-Keşf-ü An Mücavezeti Hâzihi-l Ümmeti El-Elfü" isimli bir
Risale te'lif etmiştir. Bu Risale'nin sekiz büyük sahifeleri içerisinde bir çok sahih hadîsleri tahlil ederek;
ümmet-i Muhammediye'nin müddeti binbeşyüz seneyi fazla geçmiyeceğini ispat etmiştir. Kezaİsmail Hakkı Burusevî de, yine bir çok kaynaklardan deliller getirerek, aynı hükmü kaydetmiştir. LâkinHazret-i Bediüzzaman ise, bu mes'eleyi, hususî bir ilham ve keşif neticesinde ve aynı zamanda bir hadîs-işerifin cümlelerinin hem mâna, hem mutabakat, hem cifir ve ebced kaideleriyle görmüş ve ispat etmiştir.
956- «...Himayetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakikî ve daimî ve
manevî çiçekleri seyretmek, daha ziyade sevilir ve iştiyaka lâyıktır.»
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 237; El yazma Emirdağ sh: 338 ve 430
Me'hazler: Et-Tergib Vet-Terhib - Menzerî 1/162; El-Feth-ül Kebir 2/25; Feyz-ül Kadir - Menavî
3/234 hadîs no: 3260
Zabıt şekli: ve Meâli: "Yeri ve toprağı güzel tutunuz, iyi muhafaza ediniz! Çünki o sizin annenizdir." Ve: "Bu toprak,onun üstünde kim ne işlerse; hayır olsun, şer olsun, yarın kıyamet gününde bütün bunları o haber
verecektir."
957- Âhirzamanda an'anat-ı İslâmiye zararına çalışacak olan şahıs veya şahıslar...
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 284; Osmanlıca Sikke-i Tasdik sh: 178
Me'hazler: Deccal ve Süfyan ile ilgili olan geçmiş bütün bölümlerde bu hususta kâfi derecede
hadîslerden me'hazler verildiği için, bu mes'eleyi oralara havale ederek başka bir şey kaydetmeye gerek
duyulmadı.
958- Cemaatle kılınan namazın yirmibeş derece fazla sevabı olduğu...
Risalede yeri: Emirdağ-I sh: 281; Afyon Müdafaanamesi gibi yerler...
Me'hazler: Sahih-i Buharî 1/166; Sahih-i Müslim 1/449, 450 ve 451; Şerh-üs Sünne- Begavî 3/339 ve
340 iki tane hadîs ve hem yirmibeş, hem de yirmiyedi derece sevab hakkında...
Zabıt şekli:
Meâli: Abdullah bin Ömer'den (R.A.) rivayet edilmiş, Resul-i Ekrem (A.S.M.) ferman etti ki:
"Cemaatla kılınan namazın sevabı, tek başına kılınan namazın sevabından yirmiyedi derece fazladır."
959- «Türkler hakkında sena-i Peygamberî...»
Risalede yeri: Emirdağ-II sh: 37
Me'hazler: Müsned-i Ahmed 5/462; Mecma-uz Zevaid 5/304; El-Metalib-ül Âliye 4/327; Mu'cem-üt
Taberanî El-Kebir 19/882 ve 883
Zabıt şekli:
Hadîsin râvisi Ma'viyete bin Hudeyc der ki: "Muaviye (R.A.) zamanında, İslâm ordusuyla Türkler
arasında bir harb oldu. Neticede Türklerin mağlub olduğu, onlardan bir çoğunun katledildiği ve bir çok
ganimetler alındığı haberi geldi. Bunun üzerine Hazret-i Muaviye mesrur olmasına bedel, hiddete geldi..
ve ordu kumandanına yazdı ki: "Böylesi bir haberi bana neden yolladın?"
O zaman ben oradaydım, kendisine dedim ki: "Yâ Emir-el Mü'minîn! Neden böyle yapıyorsun?" Dedi
ki: Ben Resulullah'tan (A.S.M.) bizzat işittim ki, diyordu:
Meâli: "Türkler Araplara galib gelecek, hattâ Şahh ve Kaysûm'un bağ ve bahçelerine kadar
ulaşacaklardır. Bunun için ben Türklerle harb edilmesini hoş görmüyorum."
Üstteki hadîsin meâli: "Türklerle bir harb vaki' olduğu vakit; onlar sizi bırakıp gitmek istediklerinde,
siz de onları bırakın. Arkalarına düşmeyin!.."
Ses Yok
English
العربية
Pyccĸий
français
Deutsch
Español
italiano
中文
日本語
Қазақ
Кыргыз
o'zbek
azərbaycan
Türkmence
فارسى