Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 321
(1-445)
616- «Dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh
vaziyetine girerek; savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.»
Risalede yeri: Mektubat sh: 402
Me'hazler: Et-Tergib Vet-Terhib - El-Hâfız Menzerî 2/107; Şerh-ü Şir'at-ül İslâm sh: 192
Zabıt şekli: Bu mes'ele muayyen bir hadîsin metni değil, fakat bir çok hadîslerin mânalarından alınmış
hakikatlı bir hükümdür.. ve aynen Hazret-i Üstad'ın kaydettiği tarzdadır.
617- «Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilâcı da oruçtur.»
Risalede yeri: Mektubat sh: 403
Me'hazler: İhya-u Ulûm-id Din 1/230; El-Feth-ül Kebir 2/206; İbn-i Mace'den nakil; Tefsir Ed-Dürr-ül
Mensur - Suyutî 1/181
Zabıt şekli:
Meâli: "Oruç, sabrın yarısıdır." Yahut "Oruçlar sabrın yarısıdır."
618- «Hadîsin rivayetlerinde vardır ki; Cenab-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?" Nefis
demiş: "Ben benim, sen sensin." Azab vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: (Yani ben
benim, sen sensin.) Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş, yani
iç bırakmış. Yine sormuş: Nefis demiş:
Risalede yeri: Mektubat sh: 404; ve meâliyle Nur'un başka yerlerinde de varsa...
Me'hazler: Dürret-ül Vâizîn - Osman bin Hasen El-Havbevî sh: 25
Zabıt şekli:
Meâli: (Haberin aslı uzundur. Ve bu haber Dürret-ül Vâizîn kitabında bulunduğu için, bazıları bu
kitabın hadîsleri için zaif veya mevzu'dur demişlerdir. Amma herhalde bu görüş ve kanaat, ondaki
hadîslerin bazıları içindir. Yoksa baştan sona kadar istisnasız olarak bütün haberleri mevzu'dur diye bir
şey mevzu'-u bahis olamaz ve olmaması da lâzımdır. Bu şekil bir iddia, bence müteassıbane bir cehâlettir.
Hem böyle küll halinde cesurâne hüküm basanlar, meselâ şu, şu mevzulara dair hadîslerin tamamı
mevzu'dur şeklinde hüküm basanlar, her zaman büyük hata etmişlerdir. Bunlar velev ki büyük hadîs
imamları da olmuş olsalar dahi... Nitekim İmam-ı Ahmed bin Hanbel gibi büyük bir hadîs imamı ilk
zamanlarında bazı mevzu'lara dair küll halinde hüküm verip kanaat izhar etmişse de, bilâhare o
kanaatından vazgeçmiş ve tashih etmiştir.)
Hadîsin meâli şöyledir: Cenab-ı Hak aklı yarattığı zaman ona: "Bana dön!" diye emretmiş. O da
dönmüş. Sonra ona: "Geri dön!" demiş, o da dönmüş... Sonra Cenab-ı Hak nefsi halketmiş. Ona demiş ki: "Bana dön!" Fakat nefis cevab vermemiş. Sonra ona demiş ki: "Sen kimsin, ben kimim?" Nefis demiş:
"Ben benim, sen sensin!" Cenab-ı Hak ona türlü azablar vermiş... Sonra açlığa terketmiş, nefis yola
gelmiş...Mes'elemizdeki hadîsin hükmünü te'yid ve takviye eden bir çok hadîs-i şerifler vardır. Meselâ, El
Ezkâr - Nevevî sh: 88.. ve Mişkât-ül Masabih hadîs no: 2469'da sahih bir hadîs olarak:
Meâli: "Ey Allah'ım! En çok sarsan ve bağırttıran açlıktan sana sığınırım"diye Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın dualarındandır.
Hem nefsi ıslah etmek ve inkıyada getirmek için açlığın en büyük ve müessir bir sâik olduğunu
bildiren bir çok hadîs-i şerif vardır. Marifetname ve İhya-i Ulûm-id Din gibi eserlerde bu hususta çok
hadîs-i şerif kaydetmişlerdir. Hattâ Marifetname sahibi İbrahim Hakkı: "Cu', İsm-i A'zamdır" diye
hükmederek açlık vaziyeti, insanın nefsini itaat ve inkıyada getirmesinin azîm te'siratına bir ünvan olarak
zikretmiş.
619- «Eğer teveccüh-ü rahmet varsa yeter. İnsanların teveccühü, o teveccüh-ü rahmetin in'ikası ve
gölgesi olmak cihetiyle makbuldür.»
Risalede yeri: Mektubat sh: 413; ve Risale-i Nur'da bu mânadaki ifadeler varsa...
Me'hazler: Ez-Zühd - İbn-ül Mübarek 1/251; Sahih-i Müslim hadîs no: 2034
Zabıt şekli ve meâli: "İnsanlar bir mü'mini, iyi amellerinden dolayı sevmesi; âhirette onun büyük
mükâfatlarının dünyada muaccel bir nümûnesidir."
Ses Yok