Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 379
(1-445)
TARİHÇE-İ HAYAT'IN ZÂİD HADÎSLERİ
910- Yemek için yaşamak değil, yaşamak için yemek...
Risalede yeri: Tarihçe-i Hayat Önsöz, Ali Ulvî'nin yazısı sh: 14
Me'hazler: (Ali Ulvî Efendi her ne kadar bu sözü bir Fransız şâirine mal etmişse de, sözün aslı İmam-ı
Ali'nindir.)
Müntehabad Min Kelâmi Emir-il Mü'minîn Ali (R.A.) sh: 102
Zabıt şekli:
Meâli: "Yemek için yaşamayı değil, hayat bulmak için yaşamayı, yani gıda alarak hayatta kalmayı
taleb et!.."
911- Risalede yeri: Tarihçe-i Hayat sh: 34
(Not: Tarihçe-i Hayatlarda bu sahih hadîs-i şerifi, ilk evvelâ Hazret-i Üstad'ın yeğeni merhum
Abdurrahman: "İmam-ı Gazalî'nin İhya-u Ulûm'unda, tasavvuf nokta-i nazarında... kaidesine ittibaen...
ilh." diye yazdı. Sair Tarihçeler de aynen öyle kaydettiler. Halbuki bu hadîs-i şerif, başta Buharî olmak
üzere, Kütüb-ü Sitte'de ve sair sahih olan hadîs kitaplarında mütevatir gibi bulunmakla; sadece tasavvufî
bir kaide değil, aynı zamanda İslâm'ın muhkem düsturlarındandır.)
Me'hazler: Sahih-i Buharî Buyu', bab:3; Sünen-i Daremî Mukaddeme kitab:22, bab:2; Müsned-i
Ahmed 3/152; Şerh-üs Sünne - Begavî 8/17; Cem'-ül Fevaid 2/374; İhya-u Ulûm-id Din 1/12; Ed-Dürer-ül
Müntesire sh: 84; Müsned-ül Firdevs 2/217-218; El-Feth-ül Kebir 2/83 ve 111 Taberanî'den nakil; Mişkât
ül Masabih hadîs no: 2773; Müstedrek-ül Hâkim 2/3 ve 4/99; Ez-Zühd - İbn-ül Mübarek 2/11; Levakıh-ul
Envar - Şa'ranî sh: 303 ve 495; Nevadir-ül Usûl - Hâkim-i Tirmizî sh: 62; Mu'cem-üt Taberanî El-Kebir
3/2708 ve 2711; El-Kâmil Fid-Duafa' - İbn-i Ady 1/406
Zabıt şekli: Buharî'nin hadîsi:
Meâli: "Helâl ve haram birbirinden açık olarak ayrılmıştır ve bellidir. Ancak bazan aralarında
birbirine benziyen işler bulunabilir. Kim ki, kendisine şüpheli gelen şeyi terkederse, belli günahları
terketmiş sayılır. Ve kim ki, kendisine şüpheli görünen şeyleri yapmaya cür'et ederse, onun, belli ve açık
olan ve Allah'ın yasakladığı bölgeye girmesi an mes'elesi olur. Her kim Allah'ın yasakladığı hudut
etrafında otlarsa, onun o hududun demiştir ki: "Ben takvadan daha kolay hiç bir şey görmedim. Çünki
hadîs-i şerif diyor ki: "Şüphelendiğin şeyden kaç, tâ şüphesiz ve açık şeyi buluncaya kadar..."
912- «Bediüzzaman, rivayetlerde gelen eşhas-ı âhirzamanana ait haberlerin mühim bir kısmını ve
Hürriyet'ten evvel İstanbul'da te'vilini söylediği hadîslerin ihbar ettiği âhirzamanın dehşetli şahıslarının
Âlem-i İslâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür. Ve yine gelen rivayetlerden; onlara karşı çıkacak ve
mukabele edecek olan Hizb-ül Kur'an hakkında: "O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset cânibiyle onlara
galabe edilmez. Ancak manevî kılınç hükmünde i'caz-ı Kur'an'ın nurlarıyla mukabele edilebilir."
tavsiyesine müraatla... ilh.»
Risalede yeri: Tarihçe-i Hayat sh: 147
(Not: Hazret-i Üstad'a atfedilen ve "Rivayetlerde gelen" ifadesiyle, hadîslere dayandırılan bu hüküm,
kesin şekilde Hazret-i Üstad'dan mervî olup olmadığını bilmiyoruz. Tarihçe'yi hazırlayan Nur
Talebelerinin bu mevzu'daki ifadelerinde, Hazret-i Üstad'dan duyduklarını da yazmış değillerdir. Belki de
bu talebeler, Hazret-i Üstad'ın bu mes'eledeki umumî ahval ve hareketlerinden bunu böyle anlamış
olabilirler ve bu tarz bir ifade ile umumî ve mutlak olarak kaydetmişlerdir. Çünki, âhirzaman eşhası
hakkında gelen hadîs-i şeriflerde: "Siyaset cânibiyle onlara galebe edilmez, ancak manevî kılınç
hükmünde i'caz-ı Kur'an'ın nurlarıyla mukabele edilebilir." ifadeleri sarihan ve zâhiren bulunmamaktadır.
Bununla beraber bu mes'ele, bazı hadîslerin sıyak ve sibak ve müstetbeat-üt terakib gibi mânalarından bir te'vil yoluyla çıkarılması mümkündür.)
Me'hazler: İbn-i Mace 2/1356 hadîs no: 4075; En-Nihaye Ev-il Melâhim - İbn-i Kesir 1/85, 86
Zabıt şekli:
Meâli: Resul-i Ekrem (A.S.M.) bir gün sabahta Deccal'ın evsaf ve hallerini anlattı. Anlatırken, sesini
kâh yükseltiyor, kâh yavaşlatıyordu. Hattâ öyle ki bizler, Deccal Medine'nin hurma bahçeleri içindedir
zannettik. Dağılıp tekrar Resul-i Ekrem'in yanına vardığımızda, telâşlarımızı anladı. Sordu: "Ne var?"
Dedik: "Ya Resulallah! Siz Deccal'ı sabahleyin anlatırken, biz âdeta onu Medine'nin hurma bahçeleri
içinde zannettik." Bunun üzerine ferman etti ki: "Beni sizin için en çok korkutan Deccal'ın gayrısıdır.
Korkmayın, o çıkar ve ben içinizde sağ bulunduğum müddetçe, sizin nâmınıza onun hakkından
gelebileceğim. Onu def'etmek, ilzam etmek ve işini bozmakta tek başıma ona kâfî geleceğim. Amma o,
benden sonra çıkarsa; o zaman herkes kendi nefsinin müdafaacısı olacaktır. Allah benim için her
müslüman üzerinde vekilimdir..." ilh.
Not: Hadîsteki "Hacic" kelimesi için, hadîs şârihleri demişler: "Hüccet ve bürhan ile ilzam etmek
mânasındadır."
Ses Yok