Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 414
(1-445)
Nitekim Osmanlı Devleti'nin son devrinin büyük ve muhakkik âlimlerinden olan Muhammed Zihni
Efendi de, İbn-i Haldûn'un şu akılcılık yaklaşımına itiraz etmiş ve bazı hâdiseleri misal göstererek onun
felsefî görüşünün yanlışlığını göstermiştir. (*)
Şems-ül Maarif-il Kübra müellifi, büyük veli Şeyh Ahmed El-Bûnî Hazretleri Cifir mes'elesi hakkında
der ki: "İmam-ı Ca'fer-i Sâdık demiştir ki: Cefr-i Ahmer "Kırmızı Cifir" Cefr-i Ebyaz " ve Cefr-i Câmi'
"Geniş ve umumî Cifir" her üçü de bizdendir... Ve İmam-ı Ca'fer'in evlâdından olan büyük bazı ülema, bu
ilmin esrarına vâkıf olmuşlardır." ilh. (**)
Yine Şeyh Ahmed El-Bûnî der ki: "Sahih bir senedle İmam-ı Ca'fer-i Sâdık'tan Cifir ilmi ve kaideleri
ülemaya intikal etmiştir." (***) Ve nihayet Şeyh Ahmed El-Bûnî Hazretleri Cifir ve Ebced'in umumî
kaidelerinden bazılarını ve onu kullanma usûllerini kitabında yazılmıştır.
Bu hususta daha geniş bilgi için, Nur-ul Ebsar eseri sh: 161 ve Edeb-üd Dünya Ve-d Din Kitabı sh: 23
25 gibi eserlere bakılabilir.
Hülâsa: Cifir ilmi, geniş bir ihataya sahiptir denilebilir. Ebcedî harflerin değerleriyle bazı sırları
istihrac etme işi, Cifir ilminin sadece bir dalıdır. İnşâallah ileriki sahifelerde bu davanın bazı nümûneleri
gösterilecektir.
Sual-2: Bu ilmin esası nereden gelmiş? Kur'an'ın ve menba-ı Risalet'in öz kaynağından mı? Yoksa
hâriçten midir?..
Cevab: Giriş kısmında, bu ilmin aslının İslâm'dan önce de Yahudî ve Hristiyan âlimleri nezdinde
bulunduğunu kaydetmişiz. O ise, Şems-ül Maarif kitabı sahibine göre, bu ilmin aslı Süleyman
Aleyhisselâm'ın veziri ve celb ilmi âlimi Asaf bin Berhiya'ya dayandığını kaydetmiş. (*)
Amma Kur'an'dan ve Menba-ı Risalet'in öz kaynağından olup olmadığı sualine karşı deriz ki:
Zâhiren ve sarih olarak Cifir ve Ebced'in esasları Kur'an'dan ve hadîslerden gelmiş olduğu hakkında
kesin bir mâlumat yoktur, yani görülmemiştir. Amma Kur'an'ın îmalı işaretlerinde ve hadîslerin onu
reddetmeyip kabul ettiğini gösteren delâletlerinde bazı emareler vardır, şöyle ki: Evvelâ Kur'an'ın îma ve
işaretlerinde hafî de olsa bazı emarelerin bulunduğu iki vecih iledir:
Birisi: Kur'an'ın umumî ifadelerinde, sık sık eşyanın ve mahlûkatın hesablı kitaplı bir tarzda
olduğundan ve hattâ yağmurun tanelerinin belli ve muayyen miktarlarda bulunduğundan bahseden
âyetlerin lisan-ı hal îmalarında, elbette hesaba ve kitaba dayanan Cifir ilmine dahi müraat edilmiş
olduğunu gösterir. Bu mes'eleyi üçüncü sualin cevabında bazı âyetler nümûne verilerek kâfi izah
verileceğinden burada bu kadarıyla bitiriyoruz.
Sâniyen: Hadîs-i şeriflerde ise, Cifir ve Ebced ilminin esaslarını vaz' ederek değil, amma onu kabul
edip reddetmediğini ve bir derece ona teşvik ettiğini gösteren ifadeler vardır. Bu hususun ise, Dördüncü
Sualin cevabında misaller ile ispatı yapılacağından burada bu kısa işaretle iktifa ediyoruz.
Sual-3: Kur'an-ı Hakîm'de Cifir ve Ebced İlmine dair herhangi bir delâlet ve işaret var mıdır?...
Cevab: İkinci Sualin cevabında denildiği gibi; Kur'an'ın sarahatında öyle bir şey yoktur. Amma lisan-ı
haliyle âyetlerinin ifadelerindeki îma ve işaretlerin remzleriyle; "Evet vardır!" denilebilir. Şöyle ki:
Madem Kur'an-ı Hakîm, sihir ilmini ve fiilen onun yapılmasını ve ona tevessül edilmesini sarihan
men' ve haram olarak gösterdiği tarzda, Cifir ve Eb ced ilminin haramlığına, yasaklığına dair herhangi bir şeyin zikri yoktur. O halde, onu îma ve işaretlerinde birçok şey gibi muhafaza etmektedir denilebilir. Zira madem Kur'an-ı Hakîm'de, Rabb-i İzzet bütün haşmet ve heybetiyle (En'am Sûresi âyet: 59) yani "Yaş ve kuru ne ki varsa mutlaka Kitab-ı Mübîn'de mevcuddur." diye ferman ediyor.
O halde ve elbette Cifir ve Ebced ilminin esasları da Kur'an'ın işarî ve remzî mânalarının perdeleri
altında bulunmaktadır denilse herhalde hata olmaz. Çünki "Kitab-ı Mübîn" bir kavle göre Levh-i Mahfuz,
diğer kavle göre Kur'an-ı Kerim'dir. Hakikatta her iki kavlin neticesi de aynı kapıya çıkar. Diyelim,
"Kitab-ı Mübîn"i biz Kur'an değil de, sadece Levh-i Mahfuz kabul ettik. O durumda, Levh-i Mahfuz'da
Kur'an dahi mevcud olduğundan yine netice bir olur.
__________________________________________
(*) Türkçe Terceme Meşahir-ün Nisa - Muhammed Zinni sh: 1/390
(**) Şems-ül Maarif sh: 335
(***) Aynı eser sh: 363
(****) Aynı eser sh: 335
Ses Yok