Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 416
(1-445)
Bunun üzerine, Huyey bin Ahtab ve Ebu Yâsir, bazı yahudî âlimleriyle birlikte kalkıp Resulullah'a
geldiler, dediler: "Yâ Muhammed, sana nâzil olmuş olan âyetlerden yi okuduğunu hatırladın mı?"
Resul-i Ekrem (A.S.M.) dedi: "Evet, hatırladım."
Dediler: "Bu, sana Cebrail vasıtasıyla Allah'tan geldi değil mi?"
Dedi: "Eynen aynen öyle..."
Yahudîler dediler: "Senden evvel gelmiş Peygamberlerden hiç birisinin müddeti ve ümmetinin zamanı
seninkinden gayrı bilinmemektedir. Bu âyete göre, seni ümmetinin ömrü çok azdır.." Ve Huyey bin Ahtab
yanındaki yahudîlere dönerek dedi ki: "Elif birdir, Lâm otuzdur, Mim ise kırkdır. Tamamı yetmişbir sene
eder. Öyle ise, siz ey yahudîler! Ümmetinin ömrü sadece yetmişbir sene olan bir Peygamberin ümmeti olur musunuz?"
Sonra Peygamber'e dönerek dedi: "Yâ Muhammed! Senin yanında bu âyetten başka bir şey var mıdır?"
Resul-i Ekrem (A.S.M.) dedi: "Evet vardır..."
Dedi: "Nedir?"
Dedi: Huyey bin Ahtab bunu hesaplayınca dedi ki: "Bu evvelkinden daha ağır ve uzundur, yüz altmış bir
sene eder."
Huyey yine sordu: "Dahası var mıdır?"
Resul-i Ekrem (A.S.M.): "Evet var" dedi.
Huyey: "O hangisidir?" dedi.
Resul-i Ekrem (A.S.M.) kelimesini söyleyince, Huyey: "A.. bu daha ağır ve uzundur, ikiyüz otuzbir
sene eder."
Yine Huyey Peygamber'e sordu: "Bundan başka da var mıdır?"
Resul-i Ekrem (A.S.M.): "Evet var" dedi ve yı okudu.
Yahudî Huyey bunu duyunca daha da afalladı, "Bu daha ağır ve uzun ve ikiyüz yetmişbir sene eder."
dedi.
Huyey bütün bunları Peygamber'den duyunca: "Yâ Muhammed! Senin emrin, işin bizi şaşırttı.
Bilemiyoruz, müddetin az mıdır, yoksa çok mudur?" Ve kalktılar gittiler. Giderken yolda Ebu Yâsir, kendi
kardeşi Huyey'e ve beraberindeki yahudî âlimlerine dedi ki: "Mümkündür; bütün bu rakamların toplamı
Muhammed'e verilmiş olsun. Bunların yekûnu ise, yedi yüz kırk üç yıldır."
İşte bu rivayet, iki tarzda ve iki kanal ile gelmiş. Birisi: Meşhur İbn-i İshak'ın tarihinde ve bu arada
Buharî'nin tarih kitabında ve İbn-i Cerir'ni tefsir ve tarih kitaplarında rivayet etmişlerdir.
İkincisi: İbn-ül Menzer ve İbn-ü Cüreyc kitaplarında ayrı bir kanaldan tahric etmişlerdir.
(Me'haz için, bakınız: Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - İmam-ı Suyutî 2/22, Mukaddemat-ü İbn-i Haldûn
sh: 332, Kitab-ut Teshil Li-Ulûm-i Tenzil sh: 35, Tefsir-i İbn-i Cerir 1/68-71, Tefsir-i İbn-i Kesir 1/37)
Her ne kadar bu rivayet ve haber dahi -bir çok mes'eleler gibi- hakkında kelâm edilmiş olsa da, sadece
zaif hadîsler sınıfından olabilir. Hiç kimse de buna mevzu'dur diyememiş. O halde bu gibi makamlarda birhüccet sayılır.
Netice olarak: Rivayetteki hâdise hakikattır ve Ebced ilmi hususunda Peygamber'in (A.S.M.) kabulünü
göstermektedir diyebiliriz. İtirazcılar bilmedikleri halde itirazlarına devam edebilirler. Ne ederlerse,
etsinler. Hakikatta hak olan bir mes'eleye hiçbir te'siri olmaz.
Üçüncü Tarz: Ebced ilmine işarî ve imaî şekilde bakan şu gelen iki sahih hadîs-i şeriftir:
Birinci hadîs: ... (El-Feth-ül Kebir Suyutî 1/189 Ebu Davud'dan naklen)
Sahih olan hadîsin bu cümlesinin meâli: "El parmaklarıyla, ayak parmakları müsavidir. Yani aynı
sayıdadır."
Bu hadîsin zâhir mânası, bir çeşit malûmu i'lâm gibidir. Zira herkes bilir ki: El parmaklarıyla, ayak
parmakları aynı sayıdadır. O halde, başka bir mânaya işareti olması lâzımdır. Yani: Herşey belli ve
muayyen bir sayı, bir miktar dâhilindedir. Öyle ise, Ebced ve Cifir ilminin esası olan sayı ve ölçü ve adede
işaret ediyor, denilebilir.
İkinci hadîs: (Ebu Davud Cihad/71 ve Müsned-i Ahmed 4/65, 289 ve 5/377)
Bu hadîsi Resul-i Ekrem (A.S.M.) Bedir Harbi'nden bir gün evvel Sahabelerine söylediği mervîdir.
Cifir ve Ebced ilminden bahseden bütün ülema, bu hadîsin Ebced ve Cifir ilminin esasına işaret ettiğini
yazmışlardır. (*) Yani, Sahabelerinin küffara galebe edeceklerini işaret yoluyla iş'ar buyurmuşlardır.
Kaydettiğimiz şu hadîs-i şerifler, doğrudan doğruya Cifir ve Ebced ilmine işaret eden hadîslerdir. Eğer
istikbale bakan ve haber veren hadîsleri dahi bu makamda kaydetmiş olsaydık, bir çok sahih hadîsleri
yazabilirdik. Meselâ: Resulullah'ın sırdaşı olan Hazret-i Huzeyfet-ül Yemanî'nin rivayet ve ilânı ki: "Ben
şimdiden kıyamete kadar olacak olan hâdiseleri Resulullah'dan dinledim ve aldım." meâlindeki hadîs-i
şerifler gibi... Yine de isterseniz bu mevzudaki hadîsleri görmek için, Hadîs Cetvelimizin, Hadîs ilmi sırlı
hadîsler bölümüne bakabilirsiniz.
Ses Yok