Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 420
(1-445)
Evet, meselâ İmam-ı Ali'nin, Kur'an'ın mukatta' harflerinden "Sıffîn Harbi" nin vuku' tarihini
çıkarması (*) gibi mühim işlerde isti'maliyle, bu ilmin esas gaye ve hedefini göstermiştir.
Her İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan Rabi' bin Enes demiştir ki: "Kur'an'daki mukatta' olan
harflerden herbirisi, Allah'ın bir isminin bir anahtarı veya bir kavmin müddet-i hayatına işarettir. Fakat
bunları hakkıyla fehmedip çıkaracak olan ancak Hazret-i İsa'dır." (**)
Ve nihayet bu mes'elede hülâsa olarak diyebiliriz ki: Bu ilimle uğraşan âlimler, evvelâ ve bizzat onun
mahiyet ve hakikatına vâkıf başta İmam-ı Ali olarak bir çok ehl-i velâyet onu hakikî gayesinde ve büyük,
amma hususî ve gizli işlerde ve müslümanlara hem müjde, hem kuvve-i maneviyelerini takviye edici
noktalarda, hem de Kur'an'ın i'cazının bir nev'ini o noktadan izhar etmek vesilelerinde kullanmışlardır.
Sual-10: Bu ilmin âletliği ve vasıtasıyla istihrac edilen gaybî işler ve sırlar, tekellüflü bir sun'ilikle mi,
yoksa ihlamlı ve ihtarlı bir hâl ile mi olmuştur?
Cevab: Araştırmamızın neticesi olarak diyebiliriz ki; bu ilimde sun'îlik kat'iyyen geçerli değildir.
Hususan eğer mukaddes olan Kur'an âyetleri ve hadîslerin ifadelerinde gaybî ve istikbalî bir istihrac
mes'elesi ise, ilham ve ihtar ve sünûhatların ışıkları altında olmazsa, kuru ve nâkıs ve ruhsuz olurlar.
Amma Cifir ve Ebced'in sair dalları ve usûlleriyle, bazı gaybî işlerin durumlarını öğrenmek hususunda
olan işlemlerde, kasden teveccüh edilebilmesi mümkün ise de, lâkin kat'î şekilde sır olarak gizli ve hususî kalmasına ve rastgele herkese ifşa edilmemesine a'zamî dikkat lâzım geldiği gibi; (***) Cifir ve
Ebced usûlleriyle o gibi işlere teveccüh edenlerin ve uğraşanların, mutlaka salih ve ehl-i takva kimselerin
olması.. ve işin künhüne vâkıf ehliyetli şahsiyetlerin bulunması lâzım ve şarttır.
Bu sualin (yani 10. sualin) cevabını en güzel şekilde veren, Hazret-i Üstad Bediüzzaman'dır. Şöyle
demiş:
Üçüncü Sualiniz: İlm-i Cifre anahtar olacak bir ders istiyorsunuz...
Elcevab: Biz kendi arzu ve tedbirimizle bu hizmette bulunmuyoruz. İhtiyarımıızın fevkinde bize daha
hayırlı bir ihtiyar işimize hâkimdir. İlm-i Cifir, meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, vazife-i
hakikîyeden alıkoyup meşgul ediyor. Hattâ kaç defadır, esrar-ı Kur'aniyeye karşı bazı sırlar açılıyordu.
Kemâl-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit, saklanıyordu. Bunda iki hikmet buldum:
Birisi: yasağına karşı hilâf-ı edebde bulunmak ihtimali var.
İkincisi: Hakaik-ı esasiye-i imaniye ve Kur'aniyenin berahin-i kat'iyye ile ümmete ders vermek hizmeti
ise, ilm-i Cifir gibi ulûm-u hafiyenin yüz derece daha fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. Bu vazife-i
kudsiyeden kat'î hüccetler ve muhkem deliller su'-i istimale meydan vermiyorlar. Fakat Cifir gibi muhkem
kaidelere merbut olmayan ulûm-u hafiyede su-i istimal girip, şarlatanların istifade etmeleri ihtimalidir.
Zaten hakikatların hizmetine ne vakit ihtiyaç gösterilse, ihtiyaca göre bir nebze ihsan edilir.
İşte ilm-i Cifrin anahtarları içinde en kolayı ve belki en safisi ve belki en güzeli; İsm-i Bedi'den gelen
ve Kur'an'da lafza-i Celâl'de cilvesini gösteren ve bizim neşrettiğimiz âsârı zînetlendiren tevafukun
envalarıdır. Keramet-i Gavsiye'nin bir kaç yerinde bir nebze gösterilmiş.
_______________________________________
(*) Tefsir-i Ruh-ul Maanî - El-Elusî 1/102
(**) Tefsir-i İbn-i Cerir 1/68
(***) Şems-ül Maarif sh: 344
Ses Yok