Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 422
(1-445)
Cifir ve Ebced ilminin varlığını, haklılığını ve kaynağı Hazret-i Peygamber olarak Hz. İmam-ı Ali'nin
onu kaideleştirdiğini ve sonra İmam-ı Ca'fer-i Sâdık'ın onu biraz daha genişlendirdiğini ve ona başka bazı
kaideler eklediğini yazan ve bildiren âlimler ve kitaplar hayli çoktur. Biz bunların içinden en meşhurlarını
ve her yerde bulunabilen bazılarının isim ve cild ve sahife numaralarıyla, Ebced ve Cifir hakkında ne
dediklerini hülâsaten kaydetmeye çalışacağız:
1- Üst tarafta İbn-i Haldûn'un Mukaddemesi'nden sahife numaralarını vermiştik. Ancak belirttiğimiz
gibi, bu zâtta akıl ve felsefe ziyade hâkim olduğu için, mes'eleye sadece katı bir tenkidci yaklaşımı
içerisindedir. İmam-ı Ca'fer-i Sâdık'tan Cifir ve Ebced ilminin mes'elelerini nakleden kişinin Zeydî
mezhebli olduğunu, bunula beraber nakleden zâtın bahsettiği kitabı kendisinin göremediğini, ayrıca da
Muhyiddin-i Arabî'nin "Anka-u Mağrib" eserinden Cifir ve Ebced hesablarıyla gösterdiği tarihin
tutmadığını ve saire gibi tenkidlerde bulunmakla birlikte, Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat üleması yanında dahi
Cifrin esası Hazret-i İmam-ı Ali ve Ca'fer-i Sâdık'tan geldiğinin meşhur olduğunu da kaydetmektedir.
(Bak: Mukaddemet-ü İbn-i Haldûn sh: 323-334)
İbn-i Haldûn'un bir sehvi ve bir yanlışı:
Sehvi şudur: Muhyiddin-i Arabî'nin Anka-u Mağrib eserinden naklettiği harflerinin hesablarının
bitiminde Mehdînin çıkacağını söylemesine itiraz ederek; "Bu harflerin ebcedî hesabı 683'dür, hani
beklenilen mehdi çıkmadı!." demesidir.
Halbuki elde mevcud ve matbu' olan Anka-u Mağrib eseri sh: 77'de Muhyiddin-i Arabî değil
demiş. O ise, Hicrî 1403 etmektedir ki; meşhur allâme Seyyid Muhammed Resul El-Berzencî'nin "El-İşaa"
eseri sh: 189; Kur'an'ın veyahud âyetlerinin (*) kelimesinin harfleri Cifir ve Ebced hesabıyla 1407
ederek, Mehdî'nin zuhur zamanının vakti olduğunu kaydetmiş.. ve ayrıca ilâve ederek demiş ki: Hazret-i
Mehdî 1400'ün başında veya daha evvelinde çıkması ihtimali kuvvetlidir.
Faraza, İbn-i Haldûn'un eline geçen mezkûr Anka-u Mağrib nüshasında, onun kaydettiği gibi
Muhyiddin-i Arabî harflerini değil de harflerini yazmış ve murad etmiş kabul etsek de, Hazret-i
Muhyiddin bunu kendisinden sonraki tarihe uygulamış olduğu kuvvetli ihtimal dâhilidir. Zira kendisinin
vefatı Hicrî 638'dir. harflerinin yekûnü olan 683'ü buna ilâve edersek, Hicrî 1321 (M.1904) eder ki; üst
tarafta kaydettiğimiz âyetlerin kelimesinin gösterdiği aynı asra bakmaktadır. Ve bilhassa nazar-ı dikkati
çekmektedir. Hattâ bu tarihe bakan başka gaybî işaretler de vardır. İsteyen Sikke-i Tasdik-i Gaybî kitabına
bakabilir.
İbn-i Haldûn'un yanlışına gelince: Az yukarda kaydettiğimiz üzere, bu zât gibi, sırlı ve hususî ve ancak
ehli arasında medar-ı bahis olabilen Cifir ve Ebcedin tamamına, akıl ve felsefe noktasından maddî
yaklaşım göstermesine karşı, meşhur Ni'met-i İslâm kitabı sahibi allâme, büyük muhakkik Muhammed
Zihnî Efendi, Meşair-i Nisa' eserinde şöyle demiştir: İbn-i Haldûn'un tahkiki, felsefî bir tedkik sayılarak
kulak verilmediği halde, ehl-i sünnet itikadına göre çıkması kıyamet alâmetlerinden biri olarak rivayet
olunan Mehdî'nin doğumu da, çıkışı gibi âhirzamanda olacaktır.
Bu mevzuda, hak ehli tarafından nakledilmiş keşiflerin henüz 1294 yılında (**) çıkmayanı tekzibe kabil
olmadığı gibi, Mevlâna Hasen-ül Advî'nin Meşarik-ül Envar eserinde Şa'ranî'nin El-Yevakıt kitabından
naklettiği keşiftir ki; Şa'ranî Hazretleri âhirzaman Mehdîsinin 1255 senesi Şaban ayının onbeşinci
gecesinde dünyaya geleceğini, Şeyh Hasan-ül Irakî'den naklen ve kendi şeyhi Aliyy-ül Havas'ın da aynı
görüşte olduğunu yazmıştır. (***) Bu tarih ise, Hicrî-i Şemsî hesabıyladır. Onun Hicrî-i Kamerî karşılığı
yine 1294'tür ve Hazret-i Üstad'ın doğum tarihidir.
Meselâ, bu sene Hicrî-i Kamerî takvimi 1413 iken, Hicrî-i Şemsî takvimi 1371'dir. Böylece,
Muhammed Zihni Efendi'nin dediği gibi Hz. Mehdi'nin doğum tarihi olan sene ortaya çıkmış
bulunmaktadır.
Her neyse, saded hârici oldu, özür diliyoruz.
2- Meşhur İmam-ı Abdullah El-Yafaî "Mir'at-ül Cinan" eserinde der ki: "İmam-ı Ca'fer-i Sâdık'ın bir
talebesi olan Câbir bin Hayyan, ondan aldığı bin yapraklı bir kitabda, beşyüz risale alıp te'lif etmiştir."
(Mir'at-ül Cinan 1/304)
3- İmam-ı Celâleddin-i Suyutî, El-Havî Lil-Fetavî Eseri 1/388'de, kendisinin tehecci harflerin (yani:
Elif, be, te, se, cim gibi heca harfleri) hakkında bir risalesinin olduğundan bahisle, bu mevzu'da tâlibleri o
esere havale eder. Ancak maalesef bu eser elimize geçmemiştir.
4- Ebu-l Hasan El-Maverdî, meşhur "Edeb-üd Dünya Ve-d Din" kitabı sh: 23'de, Cifir ve Ebced
hakkında şu mâlumatı vermektedir:
Sahabeden Urve bin Zübeyr demiştir ki: En evvel kendi isimlerini yazan kavimden; "Ebced, hevvez,
huttî, kelemen, sa'fas ve kareşet" harfleriyle yazmışlardır.
5- Nur-ul Ebsar kitabı sh: 160'da İbn-i Kuteybe'nin Edeb-ül Kâtib eserinden naklen: "İmam-ı Ca'fer-i
Sâdık'ın yazdığı Cifir kitabında, tâ kıyamete kadar muhtaç olunan herşey o kitapta mevcuddur." diye kaydetmektedir._________________________________
(*) kelimesi Kur'an'da bir kaç yerde vardır. Hepsi de kıyametin ve alâmetlerinin âniden zuhur
edeceklerini ifade ederler. Bu âyetlerden birisi, Neml Sûresi âyet: 202'dedir.
(**) Latif bir tevafuktur ki; 1294 Hicrî yılı, Bediüzzaman Said-i Nursî Hazretlerinin doğum tarihidir.
(***) Meşahir-ün Nisa (sadeleştirilmiş Türkçesiyle) 1/390
Ses Yok