Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 434
(1-445)
Hem meselâ baştaki beş sûrenin lafz-ı Celâl adedi; Sûre-i A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus ve Hûd'daki
Lafz-i Celâl adedinin iki mislidir. Demek bu âhirdeki beş, evvelki beşin nısfıdır. Sonra gelen Sûre-i Yûsuf,
Raad, İbrahim, Hicr, Nahl Sûrelerindeki Lafz-ı Celâl adedi, o nısfın nısfıdır.
Sonra, Sûre-i İsra', Kehf, Meryem, Taha, Enbiya, Hacc (*) o nısfın nısfının nısfıdır. Sonra gelen beşer
beşer takriben o nisbetle gidiyor. Yalnız bazı küsûratla fark var...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 88)
Ve her sonra gelen sûrelerin beşer adetlerinde Lafz-ı Celâl'in adedi, bir evvelki beşlerin yarısına
indiğini acib bir sırr-ı tevafuk tarzında kaydetmiştir.
TEVAFUK NEDİR?
Tevafuk mefhumunun izahını Hazret-i Üstad Bediüzzaman bazı yerlerde izah ettiği gibi, onu çok
mühim görmüş. Tevafukun envaını da Nur Risalelerinde yer yer kaydetmiştir. Kur'an-ı Hakîm'de bir çok
garib ve i'cazlı tevafuklar olduğu gibi, Nur Risalelerinin yazılış tarzlarında da bazı hârika tevafuklar
görülmüştür. Hattâ Nur hizmetleriyle alâkadar hâdiselerin tevafuklarını da bazan kaydetmiştir. Şimdi
tevafuk mânasının ne demek olduğu hakkında Hazret-i Üstad'ın çok güzel ve şirin bir ta'rifi şöyledir:
«İşârât-ül İ'caz tefsirinde lâtif bir işaret-i i'caziyeyi gördük. O işareti beyandan evvel bir mukaddeme:
Kudsî bir şeyin zarfı ve kılıfı, ârizi bir kudsiyet aldığına binaen ve tevafukta bir işaret-i kudsiye
gördüğümüzden: tevafut nazamızda bir kudsiyet kesbetmiştir. Hem tevafuk, alâmet-i tevfik olduğu için
nazarımızda mübarek olmuştur. Hem tevafuk, ittifaka işaret, ittifak ise ittihada emare, ittihad ise, vahdete
alâmet, vahdet ise, tevhide delâlet, tevhid ise, Kur'an'ın dört esasından en mühim esası olduğundan;
tevafuk nazarımızda yüksek bir meymenet almıştır. Hem tevafuk, şevki tezyid ve kelâmı tezyin ettiğinden
nazarımızda güzelleşmiştir...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 154)
Kur'an harflerinin sûreler itibariyle sayıları arasındaki tevafuk sırları
Bu bahsin, yani harfler tevafukunun izahının yapıldığı risalenin o kısmının baş tarafında Üstad
Hazretleri şöyle bir tenbih koymuştur:
«Böyle galebe-i zan kâfi olduğu makamat-ı hitabiyede ve mezaya-i bedîada ve letâif-i belâgatta ve
münasebat-ı tevafukiyede ve büyük adetlerde küsûratın ve küçük adetlerin farkları bir sebeb-i fârık teşkil
etmediğinden, küsûratın farklarına fârık nazarıyla bakmadık ve bakılmaz.»
Sonra mevzuya Hazret-i Üstad şöyle girmiş:
«Lafzullah'ın içindeki hurufatla ve yemin için Lafzullah'ın başında bulunan "Vav, ba', ta" harfleri
Kur'an'ın bir tefsiri olan İşârât-ül İ'caz'da hârikulade bir sırr-ı tevafuku göstermeleri, Kur'an'ın mu'cizâne
vaziyetlerinden neş'et ettiğini gördük. Adetlerinin küsûratı başka bir münasebet gösterdiğinden, şimdilik
ondan kat'-ı nazarla, yalnız küllî adetlerindeki münasebet-i tevafukiyeye işaret edeceğiz, şöyle ki:
Lafzullah'ın en mühim harfi olan baştaki Elif, umum Kur'an'da çok sırlara medar olarak 40000
gelmesi ve yine Lafzullah'ın eliften sonra Lâmelif yani, meşhur bir adet olan 19000, Lafzullah'ın
âhirindeki "He" yine 19000 olarak ikisinin muvafık gelmesi.. hem yalnız "Lâm" hesab-ı Ebcedle 30
olduğuna göre, ona muvafık olarak Kur'an'da 30000 gelmesi.. ve öbür hesabla (**) 23000, diğer hesabla
20000'dir. Hem "Ba"nın hem "Mim"in hem "Lâ"nın 19000 adetlerine ve Kur'an'daki yekûnlerine muvafık
gelmesi.. ve Lafzullah'ın başındaki Eliflâm-ı tarif, yani "El" 70000 olup "Kur'an" kelimesinin 70000
adedine muvafık gelmesi.. hem "Be" ve "Te" iki kardeş gibi bir derece fark ile, "Be" 11000, "Te" 10000
muvafık gelmesi.. ve huruf-u hecanın âhiri olan ve nidada ismullah'ın evvelinde bulunan "Ye" veya "Ya"
29900.. ve bir cihetle 19000 küsûr olmakla; hem "Lâm"ın, hem "Ha"nın, hem "Vav"ın adetlerine
Kur'an'daki 19000'lik yekûnlerine muvafık gelmesi.. ve Lafzullah'ın mecmu-u Kur'an'da 2000(***) ve
"Lâ"sı 19000.. ve "Ha"sı yine 19000, mecmuu 40000 olup, baştaki Elif'in 40000 adedine muvafık
gelmesi.. ve hem Lafzullah'ın hurufatından başka harflerin Kur'an'da adedleri çok lâtif münasebet-i
tevafukiyeyi göstermeleri, ezcümle "Cim" Ebced hesabıyla 3 ve Kur'an'da 3000 olarak makamına muvafık
gelmesi.. "Ha" hecada cimin kardaşı olduğundan "Cim" gibi yine 3000.. ve "Dal" Ebcedle cimin arkadaşı
olduğundan yine 3000 olup, üçü birbirine muvafık gelmesi.. Ve daha bu nümûneler gibi, bütün harflerin ayrı ayrı adetlerinin tevafuk hesabları genişçe
yapılmaktadır. Biz sadece bu bir iki nümûneyi göstermekle iktifa etmek istiyoruz. Geniş tafsilat isteyenler,
Rumuzat-ı Semaniye'nun Sekiz Küçük Risaselerine müracaat edebilirler. hem Ebced hesabıyla yüksek makamda bulunan her biri Kur'an'da ikişer bin gelip birbirine muvafık
gelmesi.. ve "Sad"ın güzel ve hafif bir şekli olan "Sin", üç dişine münasebettar 3330 olup, lâtif sırları îma
eder bir sûrette gelmesi...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 169)
__________________________________
(*) Bu beşer taksimat üzere bir sır inkişaf etmişti. Hiçbirimizin haberi olmadan şurada altı sûre
kaydedilmiş. Şüphemiz kalmadı ki, gâibden ihtiyarımızın hâricinde altıncısı girmiş. Tâ bu, nısfiyet sırr-ı
mühimmi kaybolmasın. Said Nursî
(**) Hazret-i İbn-i Abbas'ın Tenvir-ül Mikyas Tefsiriyle, Firûz Âbadî'nin Tefsiri ve bir de Hz. Üstad'ın
kendi bulduğu rakamlar arasındaki farklardır. (A.B.)
(***) Lâfza-i Celâl'in küsûratı olan 806'yı burada, büyük yekûn olduğu için nazara almamıştır.
Ses Yok