Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 437
(1-445)
Evet Âlem-i İslâm'ın, bu asrın en büyük hasareti olan bu dehşetli İkinci Harb-i Umumî'den
kurtulmasının sebebi: Kur'andan gelen iman ve a'mâl-i sâliha olduğu gibi; fakirlere gelen acı açlık ve
kahtın sebebi dahi, orucun tatlı açlığını çekmedikleri; ve zenginlere gelen hasaret ve zayiatın sebebi de,
zekât ye rinde ihtikar etmeleridir. Ve Anadolu'nun bir meydan-ı harb olmamasının sebebi; kelime-i kudsiyesininhakikatını fevkalâde bir sûrette yüzbin insanın kalblerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur olduğunu, pek çok emareler ve şakirdlerinden binler ehl-i hakikat ve dikkatin kanaatları isbat eder. Said-i Nursî» (Os.Sikke-i T.Gaybî sh: 41; Kastamonu L. sh: 204)
İkinci Âyet: Sûresindeki âyetlerin çok acib bir kısım işaretleri:
«Sûre-i Ve-l' Asrı nükte-i i'caziyesi münasebetiyle, Sûre-i Fil'den mâna-yı işarî tabakasından tevafuk
düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi. Şöyle ki:
Sûre-i meşhur ve tarihî bir hâdise-i cüz'iyeyi beyan ile, küllî ve her asırda efradı bulunan o gibi ve
ona benzeyen hâdiseleri ihtar ve tabakat-ı işariyeden her tabakaya göre bir mânayı ifade etmek, umum
asırlarda umum nev-i beşerle konuşan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın belâgatının muktezası olmasından, bu
kudsî sûre bu asrımıza da bakıyor, ders veriyor, fenaları tokatlıyor. Mâna-yı işarî tabakasında, bu asrın en
büyük hâdisesini haber vermekle beraber; dünyayı her cihetle dine tercih etmek ve dalâlette gitmenin
cezası olarak, Cifir ve hesab-ı Ebced ile üç cümlesi, aynı hâdisenin zamanına tetabuk edip işaret ediyor.
Birinci cümlesi: Kâbe-i Muazzama'ya hücüm eden Ebrehe askerlerinin başlarına Ebabil tayyareleriyle
semavî bombalar yağdırmasını ifade eden cümle-i kudsiyesi, bin üçyüz elli dokuz edip, dünyayı dine
tercih eden ve nev-i beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşları
yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.
İkinci cümle: kelime-i kudsiyesi, eski zaman hâdisesindeki Kâbe'nin nurunu söndürmek için,
hilelerle hücum edenlerin kendileri yokluk, zulümat dalâletinde aks-ül amel ile aleyhlerine dönmesiyle
tokat yedikleri gibi; bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle Edyan-ı Semaviye Kâbesini,
kıblegâhını dalâlet hesabına tahribe çalışan cebbar, mağrur ehl-i dalaletin tadlil ve ıdlallerine semavî
bombalar tokadıyla cezalanmasına, aynı tarihi kelime-i kudsiyesi bin üçyüz altmış makam-ı cifrîsiyle
tevafuk edip işaret ediyor.
Üçüncüsü: cümle-i kudsiyesi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a hitaben: "Senin mübarek
vatanın ve kıbelgâhın olan Mekke-i Mükerreme'yi ve Kâbe-i Muazzama'yı hârikulâde bir sûrette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanları nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?" diye mâna-yı sarihiyle ifade ettiği gibi; bu asra dahi hitab eden o cümle-i kudsiye mâna-yı işarîsiyle der ki: "Senin dinin ve İslamiyet'in ve Kur'anın ve ehl-i hak ve hakikatın cebbar düşmanları olan dünyaperest ve dünyanın menfaatı için mukeddesatı çiğneyen o ashab-ı dünyaya senin Rabbin nasıl tokatlarla cezalarını verdiğini görmüyor musun? Gör, bak!" diye mâna-yı işarîsiyle, bu cümle aynen makam-ı cifrîsiyle tam 1359 tarihiyle aynen, âfât-ı semaviye nev'inde semavî tokatlarla İslamiyet'e ihanet cezası olarak, diye mâna-yı işarî ifade ediyor.
Yalnız "Ashab-ul Fil" yerinde " Ashab-üd Dünya" gelir. (Fil) kalkar, (Dünya) gelir. Said-i Nursî»
(Os. Sikke-i Tasdik-i Gaybî sh: 42; Kastamonu L. sh: 224)
Şimdi bazı hadîs-i şerifler:
1- « hadîs-i şerifin ihbar-ı gaybî nev'inden tarihçe musaddak beş lem'a-i i'caziyesi vardır.
Birincisi: Hulefa-yı Raşidîn'in hilâfetleri ile Hazret-i Hasan Radıyallahu Anh'ın altı aylık hilâfetinin
müddeti, otuz sene olacağını ihbardır. Aynen çıkmış.
İkincisi: Otuz senelik halifeleri olan Hazret-i Ebu Bekir Radıyallahu Anh, Hazret-i Ömer Radıyallahu
Anh, Hazret-i Osman Radıyallahu Anh ve Hazret-i Ali Radıyallahu Anh'ın Ebcedî ve Cifrî hesabları bin
üçyüz yirmialtı eder ki, (*) o tarihten sonra şeriat-i hilâfet daha takarrür etmedi. Hilâfet-i Âliyye-i
Osmaniye bitti.
Üçüncüsü: kelimesi, Cifr hesabı bin seksen yedi eder ki, tarihçe hilâfet-i Abbasiyenin inkırazıyla
hilâfet-i Osmaniyenin takarrürüne kadar olan zaman-ı fetret tayyedilse bin seksen küsur kalır. Eğer nâkıs
hilâfetler sayılsa, "sene" lafzı ilâve olur. O halde 1202 eder ki, "Rumuzat-ı Semaniye-i Kur'aniye
risaleleri"nde hem Fatiha, hem Sûre-i Nasr, hem Sûre-i Alâk gibi çok yerlerde aynen hilâfetle beraber
Devlet-i İslâmiyenin hem terakki, hem galibiyet devresi olan 1202 tarihini gösterir. Hem nâkıs hilâfetle
beraber bütün müddet-i hilâfet-i İslâmiye 1202'dir ki, tam tamına tevafukla haber verir. hadîsinin
mu'cizane ihbar-ı gaybîsini izah eder.
______________________________________
(*) Karadağ, Kastamonu vilâyet merkezine yakın bir dağdır. (A.B.)
(**) Herhalde bu hesap, dört halifenin isimlerinin ebcedî değerleridir. (A.B.)
kurtulmasının sebebi: Kur'andan gelen iman ve a'mâl-i sâliha olduğu gibi; fakirlere gelen acı açlık ve
kahtın sebebi dahi, orucun tatlı açlığını çekmedikleri; ve zenginlere gelen hasaret ve zayiatın sebebi de,
zekât ye rinde ihtikar etmeleridir. Ve Anadolu'nun bir meydan-ı harb olmamasının sebebi; kelime-i kudsiyesininhakikatını fevkalâde bir sûrette yüzbin insanın kalblerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur olduğunu, pek çok emareler ve şakirdlerinden binler ehl-i hakikat ve dikkatin kanaatları isbat eder. Said-i Nursî» (Os.Sikke-i T.Gaybî sh: 41; Kastamonu L. sh: 204)
İkinci Âyet: Sûresindeki âyetlerin çok acib bir kısım işaretleri:
«Sûre-i Ve-l' Asrı nükte-i i'caziyesi münasebetiyle, Sûre-i Fil'den mâna-yı işarî tabakasından tevafuk
düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi. Şöyle ki:
Sûre-i meşhur ve tarihî bir hâdise-i cüz'iyeyi beyan ile, küllî ve her asırda efradı bulunan o gibi ve
ona benzeyen hâdiseleri ihtar ve tabakat-ı işariyeden her tabakaya göre bir mânayı ifade etmek, umum
asırlarda umum nev-i beşerle konuşan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın belâgatının muktezası olmasından, bu
kudsî sûre bu asrımıza da bakıyor, ders veriyor, fenaları tokatlıyor. Mâna-yı işarî tabakasında, bu asrın en
büyük hâdisesini haber vermekle beraber; dünyayı her cihetle dine tercih etmek ve dalâlette gitmenin
cezası olarak, Cifir ve hesab-ı Ebced ile üç cümlesi, aynı hâdisenin zamanına tetabuk edip işaret ediyor.
Birinci cümlesi: Kâbe-i Muazzama'ya hücüm eden Ebrehe askerlerinin başlarına Ebabil tayyareleriyle
semavî bombalar yağdırmasını ifade eden cümle-i kudsiyesi, bin üçyüz elli dokuz edip, dünyayı dine
tercih eden ve nev-i beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşları
yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.
İkinci cümle: kelime-i kudsiyesi, eski zaman hâdisesindeki Kâbe'nin nurunu söndürmek için,
hilelerle hücum edenlerin kendileri yokluk, zulümat dalâletinde aks-ül amel ile aleyhlerine dönmesiyle
tokat yedikleri gibi; bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle Edyan-ı Semaviye Kâbesini,
kıblegâhını dalâlet hesabına tahribe çalışan cebbar, mağrur ehl-i dalaletin tadlil ve ıdlallerine semavî
bombalar tokadıyla cezalanmasına, aynı tarihi kelime-i kudsiyesi bin üçyüz altmış makam-ı cifrîsiyle
tevafuk edip işaret ediyor.
Üçüncüsü: cümle-i kudsiyesi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a hitaben: "Senin mübarek
vatanın ve kıbelgâhın olan Mekke-i Mükerreme'yi ve Kâbe-i Muazzama'yı hârikulâde bir sûrette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanları nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?" diye mâna-yı sarihiyle ifade ettiği gibi; bu asra dahi hitab eden o cümle-i kudsiye mâna-yı işarîsiyle der ki: "Senin dinin ve İslamiyet'in ve Kur'anın ve ehl-i hak ve hakikatın cebbar düşmanları olan dünyaperest ve dünyanın menfaatı için mukeddesatı çiğneyen o ashab-ı dünyaya senin Rabbin nasıl tokatlarla cezalarını verdiğini görmüyor musun? Gör, bak!" diye mâna-yı işarîsiyle, bu cümle aynen makam-ı cifrîsiyle tam 1359 tarihiyle aynen, âfât-ı semaviye nev'inde semavî tokatlarla İslamiyet'e ihanet cezası olarak, diye mâna-yı işarî ifade ediyor.
Yalnız "Ashab-ul Fil" yerinde " Ashab-üd Dünya" gelir. (Fil) kalkar, (Dünya) gelir. Said-i Nursî»
(Os. Sikke-i Tasdik-i Gaybî sh: 42; Kastamonu L. sh: 224)
Şimdi bazı hadîs-i şerifler:
1- « hadîs-i şerifin ihbar-ı gaybî nev'inden tarihçe musaddak beş lem'a-i i'caziyesi vardır.
Birincisi: Hulefa-yı Raşidîn'in hilâfetleri ile Hazret-i Hasan Radıyallahu Anh'ın altı aylık hilâfetinin
müddeti, otuz sene olacağını ihbardır. Aynen çıkmış.
İkincisi: Otuz senelik halifeleri olan Hazret-i Ebu Bekir Radıyallahu Anh, Hazret-i Ömer Radıyallahu
Anh, Hazret-i Osman Radıyallahu Anh ve Hazret-i Ali Radıyallahu Anh'ın Ebcedî ve Cifrî hesabları bin
üçyüz yirmialtı eder ki, (*) o tarihten sonra şeriat-i hilâfet daha takarrür etmedi. Hilâfet-i Âliyye-i
Osmaniye bitti.
Üçüncüsü: kelimesi, Cifr hesabı bin seksen yedi eder ki, tarihçe hilâfet-i Abbasiyenin inkırazıyla
hilâfet-i Osmaniyenin takarrürüne kadar olan zaman-ı fetret tayyedilse bin seksen küsur kalır. Eğer nâkıs
hilâfetler sayılsa, "sene" lafzı ilâve olur. O halde 1202 eder ki, "Rumuzat-ı Semaniye-i Kur'aniye
risaleleri"nde hem Fatiha, hem Sûre-i Nasr, hem Sûre-i Alâk gibi çok yerlerde aynen hilâfetle beraber
Devlet-i İslâmiyenin hem terakki, hem galibiyet devresi olan 1202 tarihini gösterir. Hem nâkıs hilâfetle
beraber bütün müddet-i hilâfet-i İslâmiye 1202'dir ki, tam tamına tevafukla haber verir. hadîsinin
mu'cizane ihbar-ı gaybîsini izah eder.
______________________________________
(*) Karadağ, Kastamonu vilâyet merkezine yakın bir dağdır. (A.B.)
(**) Herhalde bu hesap, dört halifenin isimlerinin ebcedî değerleridir. (A.B.)
Ses Yok
English
العربية
Pyccĸий
français
Deutsch
Español
italiano
中文
日本語
Қазақ
Кыргыз
o'zbek
azərbaycan
Türkmence
فارسى