Kudsi Kaynaklar | Kudsi Kaynaklar | 435
(1-445)
İkinci Nokta: Kur'an'ın kısa sûrelerinin gerçek harflerinin adedi itibariyle, gerekse Ebcedî ve Cifrî
hesablarıyla; Kur'an ve İslâmiyet hesabına büyük ve mühim hâdiselere nasıl baktıklarına ve bu noktadan
Kur'an'ın bir cilve-i i'cazının nasıl tezahür ettiğini gösteren bazı nümûneleri yine Rumuzat-ı Semaniye
eserinden göstermeye çalışacağız.
Birinci Nümûne: «Kadir Sûresi olan in içinde üç def'a "Leylet-ül Kadr" kelimesi tekrarlanmış. O ise,
sâkin elif hâriç, üç kere tekrarının harfleri yirmiyedi edip; Ramazan'ın yirmiyedinci gecesindeki Leyle-i
Kadr'e tevafuku sırrıyla işaret eder.» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh:177)
İkincü Nümûne: «Kadir Sûresinin yüzondört harfiyle, yüzondört sûrelerin adedine bir farkla tevafuku
manidardır. Güya (lisan-ı hâliyle der:) "Benden başka yüzoniki sûreyle, bir de küçük bir Kur'an olan
Fatiha geleceğine bir îmadır."» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 185)
Üçüncü Nümûne: «Kadir Sûresinde "Kâf" harfinin on def'a tekrarlanması ve bu harfin Ebcedî makamı
olan yirmi olmasıyla, ikiyüz olur. Bu tarihte ise, fütûhat-ı Kur'aniyenin en müterakki tarihi olduğuna ve bu
tarihten tâ fütûhat-ı Kur'aniyenin durması ve tedafüî vaziyetine girmesi zamanı olan 1200 tarihine işaret
etmesi, bu esrarlı sûrenin şânındandır.» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 185)
Dördüncü Nümûne: «Alâk Sûresi'nin şedde ve medde ve tenville beraber hurufatı 328'dir... Bu
durumuyla şu Sûrenin harflerinin 328 adedine, o da 1328 tarihine tevafuk noktasında ve işârât-ı Kur'aniye
cihetiyle âlem-i İslâm'ın başına gelen müdhiş hâdisatın başlangıcı olan 1328 tarihine gayet mânidar
nazar-ı dikkati celbetmek için gösteriyor.» (Yani Balkan Harbi gibi hâdiselere..) (Elyazma Rumuzat-ı
Semaniye sh: 190)
Beşinci Nümûne: «Eğer şu Sûremizde (Alâk Sûresi) tenvin sayılmazsa, hurufatı 322 olur. Şu adet ile
322'de hürriyet hâdiseleri gibi mühim hâdisatın hazırlanması ve 324'de tezahür etmesi tarihine tevafukuna
binaen ve Kur'anla alâkadar hâdisata sair âyetlerin işaretlerine istinaden denilir ki; hurufatıyla aynı tarihi göstermekle nazar-ı dikkati celbeder.» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 192)
Altıncı Nümûne: Yine aynı sûrenin harfleri... «Eğer âhirde gayr-ı melfuz iki elif tenvinlerle beraber
sayılsa, 331 tarihindeki Harb-i Umumî'nin dehşetine nazar-ı dikkati tevafukla kasden işaret etmek, bu
esrarlı sûrnin şe'nindendir. Besmele sayılmazsa (harflerinin) 312 adediyle, 312 tarihinde dâhilî
komitelerin harb bahanesiyle hilâfet-i İslâmiyeyi parçalamak gibi hâdisatın tarihine tevafukuna binaen ve
Allaâm-ul Guyub'un en evvel bir fihriste-i Kur'an olarak nâzil ettiği şu sûrenin mânidar hurufatının
vaziyetlerine istinaden deriz ki; o tevafuk tesadüfî değil, kasdî bir işarettir.
Tenvin sayılmayan mezhebe göre (harfleri) 325 adediyle, Kur'an ve İslâm ile münasebattar en mühim
hâdisat-ı hilâfet olan hânedan-ı Osmaniye'de hal' ve nasb ile hasıl olan hilâfet tarihine tevafuk noktasında
elbette işaret etmekten hâlî değildir...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 192)
Ve daha Alâk Sûresinin gösterdiği bir çok hâdisiye işaretleri o risalede yazılıdır. Uzatmamak kısa
kestim. "İzâ Câe Nasrullah" Sûresinin esrarı hakkında bazı nümûneler: (*)
Nümûne-1: «Hz.Ebu Bekir-is ve Hz.Abbas'ı (R.A.) ağlatan ile işaret edilen vefat-ı Nebeviyeyi şu
Sûrenin başından nün vavına kadar altmışüç harf olarak, ( deki okunmayan hemze-i vasıl
sayılmayacak) ömr-ü Nebevînin nihayetine işaret etmekle beraber; ile işaret edilen en mühim üç vazaif
i Nübüvvetin; hurufatı yirmibir olmakla, o zamanda yirmibir sene o vazife-i Nübüvveti ifa ettiğine ve iki
sene kaldığına îma edip, Sıddık'ın ağlamasına gizli bir sebeb olmuştur.» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye
sh: 206)
Nümûne-2: Aynı Sûreden « cümlesiyle, (Ebcedî hesabıyla) 1222'ye kadar galibâne o fütûhat ve
nusret devam edeceğine tevafukla işaret eder...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 207)
Nümûne-3: « cümlesi, "Nasr"daki nun-u nusrete beşaret için dâhil olarak (Ebcedî hesabla) 757'deki
Feth-i İstanbul'un mukaddemesi Süleyman Paşa'nın muhasara-i meşhuresine; Sûre-i Kevser'in "El-Kevser" kelimesiyle de buna işaret ettiği gibi tevafukla işaret eder...» (Elyazma Rumuzat-ı Semaniye sh: 208)
Nümûne-4: «Ve o cümleden sonra, (Yani, Nümûne-3'teki dan sonra) melfuz hurufun vavı, (yani
"Vel-Fethu"nun yalnız vavı) ve (Vereeyte) netice-i fethe işaret eden Vav-ı "Vereeyte" dâhil olmakla,
(Yani: olarak, yani den sonra gelen üç kelimenin sadece baş harfleri hesaba dâhil olmak şartıyla)
857'deki İstanbul Fethine, Sûre-i Kevser gibi ile tevafukla işaret ettiği gibi... (Çünki Kevser Sûresi'nin
başında mezkûr tarzdaki kelime ve iki harf, yine aynen İstanbul'un fetih tarihi olan 857'yi cifir hesabıyla
bildiriyorlar) Onu tasdiken ve te'yiden birbirine şâhid olarak müttefikan gösteriyorlar.» (Elyazma
Rumuzat-ı Semaniye sh: 209)
Nümûne-5: «Şu sûre nasılki Besmele ile sekiz kelimesiyle ve Nasrullah kelimesinin sekiz harfiyle ve
Nasrullah'daki "Ra"nın (umum sûrede) sekiz tekerrürüyle ve Nasrullah'da lâm'ın yine sekiz tekerrürüyle;
şu Sûrenin sarahatıyla beşaret verdiği Feth-i Mekke'deki nusret-i İlâhîye'nin tarihi olan sekizinci sene-i
hicretine tevafuk sırrıyla beşaret-varî işaret ediyor.
_________________________________________
(*) Eserden kısa kısa bölümler verildiği için, parantezlerin içerisinde bazı şerhlerin verilmesine
mecbur oldum. Parantezler arasında olan ibareler, risaleden değildir. Özür dilerim. (A.B.)
Ses Yok